doğduğundan beri başının çevresini bir uğursuzluk hâlesi gibi saran o amansız yalnızlık duygusundan, insanlara sokulamama hastalığından kurtulamayacağını anlamıştı artık; hastalığa kendini bırakıveren çaresiz hasta gibi, kimbilir hangi ücra odada, kaçamayacağı umutsuz bir yalnızlığın kollarına kendini tevekkülle bırakmıştı.
"'yaşamaya devam et!" diyorsun ha? ben
dışarıda, kapıların dışındayım, yine dışında. dün
gece kapıların dışındaydım. bugün yine dışında.
ben daima kapıların dışındayım. ve kapılar
kapalı.