Afyil

“Hissedilerek çizilmiş her portre ressamın bir portresidir, modelin değil. Modelin orada bulunması yalnızca resmin yapılmasına yol açan rastlantı, bahanedir. Ressamın gözler önüne serdiği kişi o değildir; tersine, renkli tuvalin üzerinde açıklanan, ressamın kendi kişiliğidir. Bu resmi sergilemekten kaçınmamın nedeni şu ki resimde kendi ruhumun gizini ele vermiş olmaktan korkuyorum.”
Reklam
“Of, anlatamam ki! Ben birisinden çok fazla hoşlandım mı onun adını hiç kimseye söylemem. Onun kimliğinden bir parçayı başkasına teslim etmek gibi gelir bu bana. Gizli kapaklılığı sever oldum zamanla. Çağdaş yaşamı gözümüzde gizemli, büyülü kılabilecek tek şey bu gibi geliyor bana. Gizli tutarsan en sıradan şey bile tatlı, zevkli olabiliyor.
Bu dünyada en şanslı olanlar bence çirkinlerle aptallar. Yan gelip yayılarak yaşam denen oyunu ağzı açık seyredebilirler. Zafer denen şeyi bilmeseler bile hiç değilse yenilgiyi de tatmazlar. Aslında hepimizin yaşamamız gerektiği gibi yaşar onlar, kaygısız, kayıtsız, çalkantısız. Başkalarının mahvına yol açmadıkları gibi kendileri de onun bunun elinde telef olmazlar.
Hiçbir güçlükle karşı karşıya bırakılmayan, tuhaf huylarına gülümsenip geçilen, sözü edilmeye değer bir engele çarpmaksızın, canları istediği gibi davranabilen çocuklar, şımartılmış çocuklar arasında yer alır. Böyleleri, ileride başkalarıyla doğru dürüst ilişki kuracak gibi hazırlanma fırsatını bir türlü ele geçiremez; hele ilişki kuracakları kişiler, kendi çocukluklarından kaynaklanan güçlükler nedeniyle böyle bir ilişkinin kurulmasına yanaşmadılar mı, çocuğun bu amaca yönelik girişimleri tümüyle başarısız kalır. Güçlükleri yenmeye alışma fırsatı kendilerine verilmediğinden, gelecekteki yaşama yeterince hazırlanamazlar. Yaşadıkları bunaltıcı ortamdan dışarı çıkıp kendilerini yaşam karşısında bulur bulmaz, hemen her zaman başarısızlıkla yüz yüze gelirler. Çünkü çocukluktaki aşırı sevecen eğiticiler gibi, hayatta kimse abartılı bir yükümlülüğü üstlenmek istemez.
"Gelin şuna bir bakın hele, gebermiş; orada yatıyor, geberip gitmiş!" . . "Ölmüş mü?" dedi Bayan Samsa ve her şeyi kendisi yoklayabildiği ve yoklamadan da anlayabildiği halde soran bakışlarla temizlikçi kadına çevirdi başını. . . Gözünü ölüden başka yere çevirmeyen Grete, "Şuna bakın, ne kadar da zayıfmış. Uzun zamandır bir şey yemiyordu ne de olsa. Yiyecekler içeri girdiği gibi gerisin geri dışarıya çıkıyorlardı."
Reklam