Kendisini kayığın dibinde havasızlıktan çırpına çırpına, kuyruğunu çarpa çarpa can veren balıklara benzetiyordu. İnsanı boğan o canlıyı yaşatıyor, kendisini yaşatan hava o canlıyı boğuyordu.
O zaman eylül kendine tabiatta ilk ümitsizlik ayı, ilk faydasız ve elim mücadele arzusu gibi hayatın ne olduğunu anlayıp habersiz geçen güzel mazinin hasretiyle ilk boyun bükülen ay gibi göründü. Ayaklarının altında çamurlaşmış çürük yapraklara bakarak “ Evet her şey çürüyor demek ki biz de çürüyeceğiz” diye düşündü.