Tarihin adaleti yoktur. Bir felaket yaşandığında yoksullar her zaman zenginlerden daha çok acı çeker; felaketin nedeni zenginler de olsa, sonuçlarına yine fakirler katlanacaktır.
İstediğiniz kadar anayasa ve seçim hakkı tanıyın. İstediğiniz kadar liberal yasalar getirin, sosyalizmin veya komünizmin mucizevi gücüne inanın. Eğer çocuklarınız küçük, önemsiz insanlar olarak hayata adım atıyorsa bir parlamentoya, her tür hak ve özgürlüğe sahip olmaları küçük, acıklı, biçimsiz bir hayat sürmelerini engellemez.
Memurlar ihmalkar olur. Bakanlar birer siyasi cambaz, milletvekilleri ise halkın sırtından geçinen şarlatanlar. Okullar yeni nesillerin akıl ve kalplerinin kuruduğu yere dönüşür. Basının bir sokak yosmasından farkı kalmaz. Ve kitlelerin karnı tok ya da aç olsun, üst sınıflara karşı nefreti, yabancı gördükleri her şeye karşı intikam ve yıkım duyguları giderek daha çok büyür.
Finlandiya Rusya’ya dahil olduktan sonra aynı kaldı. Kendi parası, postanesi, ardından demiryolu, bölge ve şehir idareleri, ordu da dahil hepsi Fin yönetiminde kaldı.
Önceki dönemdeyse her şey İsveçlilerin elindeydi, İsveç ruhu taşıyordu. Finler, İsveç devletini ve İsveç kültürünü yaymak için canlı gübre görevi görüyordu.