mücahit

Tarihin adaleti yoktur. Bir felaket yaşandığında yoksullar her zaman zenginlerden daha çok acı çeker; felaketin nedeni zenginler de olsa, sonuçlarına yine fakirler katlanacaktır.
Sayfa 227
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çocuk Yetiştirmek Toplum ve Devlet Meselesidir
İstediğiniz kadar anayasa ve seçim hakkı tanıyın. İstediğiniz kadar liberal yasalar getirin, sosyalizmin veya komünizmin mucizevi gücüne inanın. Eğer çocuklarınız küçük, önemsiz insanlar olarak hayata adım atıyorsa bir parlamentoya, her tür hak ve özgürlüğe sahip olmaları küçük, acıklı, biçimsiz bir hayat sürmelerini engellemez. Memurlar ihmalkar olur. Bakanlar birer siyasi cambaz, milletvekilleri ise halkın sırtından geçinen şarlatanlar. Okullar yeni nesillerin akıl ve kalplerinin kuruduğu yere dönüşür. Basının bir sokak yosmasından farkı kalmaz. Ve kitlelerin karnı tok ya da aç olsun, üst sınıflara karşı nefreti, yabancı gördükleri her şeye karşı intikam ve yıkım duyguları giderek daha çok büyür.
Sayfa 42
Finlandiya’daki Kültürel Yozlaşma
Finlandiya Rusya’ya dahil olduktan sonra aynı kaldı. Kendi parası, postanesi, ardından demiryolu, bölge ve şehir idareleri, ordu da dahil hepsi Fin yönetiminde kaldı. Önceki dönemdeyse her şey İsveçlilerin elindeydi, İsveç ruhu taşıyordu. Finler, İsveç devletini ve İsveç kültürünü yaymak için canlı gübre görevi görüyordu.
Sayfa 23 - İş Bankası Yayınları
“Çünkü bu zor gelse de, cezalandırıldığı andan itibaren içi rahatlamıştır. Asıl dün mutsuzdu, zavallı atı kırıp ocağa attıktan sonra evdeki herkes onu ararken, her an, her dakika bulunacağı korkusuyla yaşıyordu. Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir. Kızımız da cezası kesinleşir kesinleşmez hafifledi. Ağlaması seni şaşırtmamalı, bu sadece bir boşalmaydı, önceden baskı altında içinde duruyordu. İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır. O eğer çocuk olmasaydı veya içini en gizli noktasına kadar görme olanağımız olsaydı, inanıyorum ki aldığı cezaya ve döktüğü gözyaşlarına rağmen, dün olduğundan çok daha hoşnut olduğunu görürdük. Oysa dün, görünürde kaygısızca ortalıkta dolaşıyordu ve kimse onu suçlamıyordu.”
“Kocasının bazen önüne adeta kurtarıcı bir sözcük uzattığını, itirafını ne kadar kolaylaştırdığını hissediyordu; onun niyetini anlıyor, bu iyiliğine minnettar oluyordu. Ama bir yandan da kocasına karşı daha güçlü duygular beslemeye başlamasının utancını artırdığını ve ona açılmasını, eski yargılayıcı halinden daha fazla engellediğini hissediyordu.”