Akşam, hazin bir matem gibi çökerken ufaktan,
Gölgen, son bir nefes gibi kayboluyor ufuktan.
Gönül, kervan geçmez bir sürgüne düştü yine,
Hayalin kanlı bir hançer, ruhuma üşüştü yine.
Her gece ayrı düşen bahtımızın hükmüyle biz,
Ayrı rüyâlarda hep aynı kederle sessiziz.
Gurbet gibi çökmekte yine bu akşam da odalar,
Her yerde senin aksini saklar bu duvarlar.
Ne sende bir cürüm, ne bende bir günah var,
Yalnızca bahtımızda kapanmaz bir siyah var.
Ah ki saçına değen rüzgâr, nefesim değil,
Eyvah ki gecene çöken ses benim değil.
Ne mümkün kabulü artık, ne de bu firkat geçer,
İçimde zamansız bir kor, rûhumda amansız keder.