Kitabı okumak gerçekten beni zorladı. Bir insanın yaşamına, kendi anlatısıyla, başından sonuna şahitlik etmek tuhaf bir bakış açısı kazandırıyor okura. Özellikle gençlikte yapılan hatalar, pişmanlıklar, sevdiklerimizi bilerek veya bilmeden üzdüğümüz durumlar vardır, tüm insanlar için geçerlidir, pişmanlıklar, yorgunluklar… Kitabın ana karakteri Fugui’nin yanlışları, hataları, dönüp telafi etmek isteyecekleri, elinden geleni yapışları, bir şeyleri düzeltme umudu, hep bir çaba içerisinde olması, bazı durumlarda çaresiz kalması, o kadar insani ve o kadar yürek burkucu ki; insan zaman zaman sadece başına gelenlere seyirci kalabilirmiş ancak gibi geliyor, öyle hissettiriyor.
Karakterin kaybettikleri karşısında, ağır bir yürek ağrısıyla okumaya devam ettim kitabı. Ah keşke bu kadar acı çekmek zorunda kalmasa insan yaşam dediği mengenede.