Ütopya kuran hemen hemen herkes, dişi ağrıyan, dolayısıyla mutluluğun da diş ağrısı çekmemek olduğunu düşünen o adamı andırır. Ütopyacılar, değerini sadece ve sadece geçiciliğini borçlu bir şeyi sonsuz şekilde idame ettirerek mükemmel bir toplum inşa etmek istiyorlardı. Oysa insanlığın izlemesi gereken belli birtakım haklar olduğunu, büyük stratejimizin dört başı mamur bir şekilde planlandığını ama ayrıntılı kehanetin bizi ırgalamayacağını söylemek daha akıl kârı olurdu. Mükemmelliği tasavvur etmeye kalkışan herkes en nihayetinde kendi boşluğunu açığa vurur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öte yandan daimi mutluluğu tarif etmeye yönelik çabalar ezelden beri başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ütopyalar (ki yeri gelmişken, türetilmiş bu ütopya kelimesinin anlamının "iyi yer" değil, "var olmayan yer" olduğunu belirtelim) son üç dört yüzyıldır edebiyata konu olmuştur, ama "olumlu" ütopya örnekleri her zaman nahoş olduğu gibi genel olarak soğuk ve cansızdır.
Herhangi bir anda düşüncelerinizde gözden geçirin. Zihnimizde gerçekleşen nasıl hareket isimsiz şeylerden oluşan bir akıştır- akışta sürüklenen şeyler o kadar isimsiz bir ki onların düşüncemi, imge mi yoksa duygu mu olduğunu bilemeyiz.