Habibe

İnsan yalnızlığa yazgılı bir varlıktı. Benim içime dokunansa insanın yalnızlığa yazgılı bir varlık olması değil, yazgısını bu kadar derin bir yerden bilmesiydi. İnsan öleceğini bilen tek canlı olduğu gibi, yalnızlığının bilincinde olan tek varlıktı ve ömrü tıpkı ölümü inkar etmeye çalışmak gibi yalnızlığını inkar etmeye çalışmakla geçiyordu. Varoluşun bu acı gerçeği hayatımızı ucuz bir melodram haline getiriyordu. Ama gerçek buydu, hayat ucuz bir melodramdı, biz de bu melodramın oyuncuları olan yalnız insanlardık. Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu.
Sayfa 152·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
(her kederin tesellisi bulunur-bulunmuyor-insan ne kadar sevse unutabilir-unutamıyor)
Sayfa 55·Kitabı okudu
Edebiyat
Aslında hepimiz birbirimiz gibiyiz. Yaşadığımız bu acımasız zaman ve zeminde herkes kendini nasıl hissediyorsa biz de öyle hissediyoruz. Yalnızız, çağı anlamaya çalışmaktan vazgeçtik, hayattan aşırı yorgunuz ve depresyonun kucağında oturuyoruz.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Edebiyat
Geçmiş güzellikleri hatırlamak mutlu etmiyordu insanı, aksine bir daha yaşanmayacağını bilmenin hüznüyle dolduruyordu.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Edebiyat
Unutamamak insan bünyesine o kadar aykırı bir edimdi ki, hayatımı aşırı çoğalttı, otuz yılda otuz hayat yaşamışım gibi yoğunlaştırdı.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Edebiyat