Aile; örf ve adetlerin ve bir dereceye kadar seciyemizin hamurunun yoğrulduğu mekteptir. Sevginin ve kalp alışkanlıklarının mektebidir. Sabrın ve müsamahanın mektebidir. Şefkatin ve anlayışın mektebidir. Fedakârlığın ve vazifeler yüklenmenin mektebidir.
Bir memleketin gençliği, aşkın irşadlariyle Allah'a kadar götüren yolu kalp âleminde aramiyorsa, memlekette ilk aşkın beşiği olan aile mektebi yok demektir. İstediği kadar evli olsunlar, analar ve babalar aile kuramamışlardır. O memleket gençliği kaybedilmiştir.
Bilmek, harekete hazırlanmaktır Fenalığın bilgisinden sonra fenalıktan korunmak için ayrica bir mukavemet kuvvetine ihtiyaç vardır. Bu ise insanı yıpratıcıdır.
Fenalıkların bilgisinin bizi fena yapabileceğini söylemek icap ediyor. Zira, insan bir dereceye kadar öğrendiklerinin de esiridir. İyiyi bilen iyi olmak ister, fenayı bilen fena olmaya, farkında olsun olmasın, heveslenir. Zira, her bilgide bir câzibe vardır.
Bugünün genci, sporcularla artistlerin isimlerini mi ezberle sin? Partilerin mühim simalarını mı öğrensin? Amerikan etiketiyle şöhretinin musallat olduğu bunca eşyayı nu hatırında tutsun? Yoksa mektepteki rengårenk derslerin endamiyle mi karşılaşsın? Bütün bunları yapmak zorunlu olunca şahsiye tin birliği ve bu birliğin kuvvet ve enerjisi çekilerek yerini tasavvurlardaki çokluğun serseri heveslerine terkedecektir