japon emperyalistlerinde de, rus komünistlerinde de, alman nazilerinde de hep gergin bir fanatizm vardır ki, bu başarılmayı bekleyen birtakım "büyük" işlerden ibaret bir zihin dünyası dışında yaşantıları olmamasından ileri gelmektedir.
sıradan işçiler günde 4 saat çalışsalardı hem her şeyden herkese yetecek kadar bulunurdu, hem de ortada işsizlik kalmazdı- tabii ufak çapta da olsa, aklı başında bir örgütün bulunduğu varsayılarak. bu fikir, hali vakti yerinde olanların hiç hoşuna gitmez, zira onlar, yoksulların boş vakitlerini nasıl kullanacaklarını bilmedikleri inancındadırlar.
insan ne olursa olsun, yediğine ve başını bir çatı altına sokmasına karşılık bir şey sağlamalıdır. çalışmanın ancak bu kadarı bir görev sayılmalıdır; ama ancak bu kadarı.
belirli bir zaman içinde birtakım insanların çamaşır mandalı yapımında çalıştıklarını varsayalım. bunlar günde (diyelim ki) 8 saat çalışarak, dünyanın bütün mandal ihtiyacını karşılayacak kadar üretim yapmaktadırlar. birisi çıkarc aynı sayıda işçinin aynı çalışma süresi içinde öncekinin iki katı mandal yapmasını sağlayan bir buluş kor ortaya. ama dünyanın iki kat fazla mandala ihtiyacı yoktur; mandallar zaten o kadar ucuzdur ki, daha fazla satılsa bile daha fazla satın alan olmayacaktır. aklı başında bir dünya olsa, bu durumda mandal yapımıyla uğrasan herkes 8 saat yerine 4 saat çalışır ama bunun dışında her şey eskisi gibi yürürdü. gelgelelim içinde yaşadığımız dünyada böyle bir şey ahlak bozucu sayılır.