Şehirlerin dev apartman bloklarıyla, dışarıdan gele n yoğun nüfusla, süfli eğlence ve tüketim mekanlarıyla doldurulmasının yerel kültüre indirdiği öldürücü darbe bağlamında, Çin’in politikalarıyla İslam coğrafyasının her yerinde yaşadıklarımız arasında can sıkıcı bir geçişkenlik gördüm.
Ancak ne kadar büyük çaplı olursa olsun, bütün trajediler nihayetinde hayatın bir parçası haline gelir; halkın bir depremden dolayı ayrıldığı evlerine dönmesi gibi…
Kalıplanmış insanın yaşamında baskın olan, toplumun kendinden beklediğidir. Bu beklentileri sürekli birinci planda tuttuğu için iç dünyasında olup bitenleri ikinci plana atar.