Osmanlının kuruluş aşamasını anlatan bir eser. Kuruluş, kişiler üzerinden anlatılıyor. Eserin genelinde devrik cümleler hakim, şiirsel bir dil kullanılmış, bu da akıcılığı olumsuz yönde etkiliyor.
İsmet Özel'in kendi yaşamından yola çıkarak politik fikirleri, düşünce dünyasındaki dönüşümleri anlattığı toplumsal politik bir eleştiri kitabıdır. “Neden burada değiliz?" sorusunu sıkça sordurur, burası da “özümüzden, duruşumuzdan” başkası değildir bence. Özel'in üslübu sert olmasının yanı sıra düşündürücüdür.
Ölüme yaklaşan bir hastayı, çektiği acıları, çevresindekilerin bu acılara kayıtsız kalınışını ve ölüm geldiğinde aslında hiçbir şeyin kalmadığını, acının dahi yok olduğu anlatılmış. İvan İlyiç'in hikâyesi, yaşama ince ince sızan hafif ağrılarla başlayıp sayfalar ilerledikçe şiddetlenen ve çevresindekilerle gittikçe arası açılan bir yabancılaşma halinde aktarılmış.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202260,9bin okunma
"Dünyanın bütün tavanlarına lanet olsun. Arka üstü yatmaktan usandım" diyor kahramanımız. Bir hastalığın insan ruhunu nasıl derinden etkilediğini yazarın her satırında hissedebiliyorsunuz. Usta yazar, bu kısacık eserinde çok uzun sürecek yaralardan bahsetmiş. Fiziki olarak başlayıp ruhu saran yaralardan...
Serinin ikinci kitabında İnce Memed hikâyede yok gibiydi, durağandı ve tekrara düşen bir kaç olay dışında bir şey yoktu. Onun yerine betimlemelerle ve birbirini tekrar eden diyaloglarla uzatılan bir hikâye vardı. İnce Memed sayfalar boyu sığındığı yerlerden çıkmadı, halkın efsanesi eve sığındı, bostana sığındı, aslında halkın ona yüklediği yükün altında ezildi, aciz kaldı. Halkın, Memed'i efsaneleştirmesiyle sürdü hikayemiz, sonra ondan umduğunu bulamamasıyla devam etti. Final sahnesinin -hemen hemen her okurun sayfalarca beklediği anın- ilk kitapta da olduğu gibi basit, yavan ve birkaç sayfaya sığdırılarak yazılması konuya ve karaktere olan inancımı yitirmeme sebep oldu. Üçüncüyü okumaya hevesim, dermanım kalmadı.