Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2025 95. kitabı
Merhaba kitap severler; Uzun zaman önce okuduğum, yeni güncel revize edilmiş baskıyla geldim. Tekrar incelemek bir nevi yazarın kalemini özlediğimi farkettim. Akıcı, yalın sade bir şekilde kaleme alınmış olup, piskolojik tahlilleriyle okuyucuyu hep diri tutan öykülerden ve kitabımız iki bölümden oluşuyor . İlk bölümde yazarın farklı zaman diliminde dergi ve gazetelerde yer alan öyküleri derlenmiştir. Dönem kitabı olduğu satırlar yansırken kültür yapısını da kaleme almayı ihmal etmemiş, yer yer Osmanlıca kelimeler mevcut olup dip not olarak kısa ve öz açıklamalara da yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Reşat Nuri Güntekin'in edebiyatımıza kazandırdığı çevireleri yer alıyor. Tercüme edilen başlıca yabancı yazarlar, Leon Frabye, jory Kortlin, Alfonse Dode, Tristan Bernar... İçeriğinde Bulunan Öyküler Aşk Mektupları Ahret Dönüşü Tehdit Bir Ahret Masalı Bahçeli Lokanta Geçim Dünyası İnsan Nasıl Düşer Kıl Kuyruk Bir Aşkın Tarihi Yeni Bir İcat Mavi Gözlü Çocuk Kuvve-i Maneviye En Büyük Ceza Çehreler Tabiatlar Akrep Ceza-yı Nakti
Olağan İşler & Küçük HikayelerReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20259 okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 23:34
Bundan bir önceki okuduğum kitap (Cadı) gerçekten benim için hüsran olmuştu ama bu kitabı çok beğendim. Gayet akıcı bir kitap, bir oturuşta bitirilebilir. Kitaba adını veren öykünün ilk kullanılan ismi “Katil Buse” adı bence öyküye daha güzel yakışmıştı. Burada bir aşkın hikayesi anlatılıyordu. Bir busenin, öpmenin sonu… “Nasıl Dolandırıcı Oldum” adlı ikinci öykü ise insanın dolandırıcı olmasının nedenlerini, gidişatını ve çok zenginlerin de her zaman dürüst olmadıklarını ima eden, içerisinde çok güzel gerçeklikler barındıran bir kitaptı. “Eşeklerin Dilinden Anlayan Bir Uzman” isimli hikayesi aslında insanların nasıl hayvana dönüştüklerini anlatarak sonunu ibretlik bir şekilde bitirmişti. “İmrenilecek Bir Ölüm”de açlıktan ölmemek için tokluktan ölmeyi seçen bir adamın trajikomik öyküsü vardı. “Kanlı Eldiven” ise yine bir aşk hikayesini içeriyor. Burada bir kocakarının aşkı göz ardı ederek yaptığı annenin evladı daha çok seveceği yorumunu da hikayenin sonuyla birlikte eleştirmişti yazar. “Köşeye Çekilmiş Rahip” öyküsünde bir insanın sadece ibadetle iyi bir kul olmayacağı çok kısa ama net bir şekilde anlatılmıştı ki bu bir çeviriydi. “Servet ve Ahret” öyküsünde ise öbür dünyada altınların değil neyin geçerli olduğu anlatılmıştı.Yine dini içerikli bir öyküydü denilebilir. “Halkın Saflığı” toplumda akıllı insanların dışlandığı ve akılsızların halkı gerçeklerden uzaklaştırdığı halde toplum tarafından daha çok itibar gördüğü, kişinin/halkın kendine doğru söyleyene değil yalan söyleyene inandığını anlatıyordu. Şimdi sosyal medya hesaplarındaki izleyici kitlesine, takipçi sayısına bakınca aslında hiçbir şeyin değişmediğini anlamış oldum. “Temizlik Meraklısı” ise hem papaz hikayesini hem de çok temiz olan Mustafa Ağa’nın hikayesini anlatıyordu. “İstanbul’un Esirliği Günlerinden
Edebiyat
Öldüren ÖpücükHüseyin Rahmi Gürpınar · Özgür Yayınları · 2015303 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2025 450. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 23:32
"HERKES KAYBEDER" Gönül gergefine sus mu dokudun Erenler sözüne darılsın diye Lisanı bilmeden aşk mı okudun Ozanlar sazına sarılsın diye Hangi dem kapanır hicran yarası Kuyuyla gömlekmiş ahret parası Gönüldeki sevdan akşam karası Yıldılar izine serilsin diye Lûtfedilen cana bıçak dayandı Cihan kadar geniş yürek ayandı Ozanca sözünü Hak'tan sayandı Edebin özüne varılsın diye Aşk, bazen bir sözle anlatılamayan, bazen de binlerce söze sığmayan bir sırdır. İnsan, onu yaşar ama tarif edemez; dokunur ama kavrayamaz. Çünkü aşk, varlığın ötesinde, hiçliğin kapısında başlayan bir yolculuktur. Eşiğine basmaya kıyamadığınız bir sevgi, aşk’tır. Gönül şehrinin hudutlarını çizemediğiniz, geceye mülteci bir sükûtla bel bağladığınız bir hâl, aşk’tır. Aşk, yıldızların bile yasını tuttuğu bir kayıptır. Pazarda ucuza satılmayı göze almak, yâr uğruna her şeyden vazgeçmektir. Onun nefesinin zindanında müebbet yemektir. Ve aşk, göğe dayanan bir merdivendir aslında. İnsan, âhıyla göğün kapılarına varır; gözyaşıyla arınır, sabrıyla pişer. Aşk dediğimiz şey, ne yalnızca sevmektir ne de yalnızca özlemek. O, insanı varlığından soyup hiçliğe bırakır. Çünkü aşk, insanın Rabbini hatırladığı en derin sükût, en gizli dua, en sahici yolculuktur. Şiir, bazen bir yaraya dokunur, bazen de insanın içindeki en derin sessizliği dillendirir. “Herkes Kaybeder”, tam da böyle bir yolculuğa davet ediyor bizleri. Daha ilk sayfalardan itibaren insan, kendi kalbine eğiliyor; sevdiklerini, kaybettiklerini, özlemlerini ve suskunluklarını yeniden hatırlıyor. Kitabın ismi bir itiraf gibi: “Herkes Kaybeder.” Çünkü insan, hayatı boyunca birçok şeyin eksilişine tanık olur. Aşkı kaybeder, zamanı kaybeder, çocukluğunu kaybeder… Ama şair, bu kaybedişlerin arasında bir istisnayı hatırlatıyor: “Birbirini Allah için
Edebiyat
Herkes KaybederTolga Yüksel · Vilayet Yayınevi · 20231 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2025 12. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ara Güler: İki büyük yol ya da iki büyük yolcu, iki flaneur. “İlki, bir tarihin entelektüel hafızası; öteki, bir tarihin görsel kayıt ustası.” Bu iki büyük ustanın, Tanpınar’ın cümlelerinin ve Ara Güler’in kayıt altına aldığı siyah beyaz İstanbul karelerinin, aynı eserde buluşması beni çok heyecanlandırdı. Bir tarafta Tanpınar’ın sekiz farklı eserinden seçilmiş bölümler, diğer tarafta 50’li yıllardan başlayarak 90’lı yıllara uzanan İstanbul görüntüleri. İlk sayfasında Vefa’da mezar taşları arasında bir çocuğun endişeli bakışları yakalıyor bizleri. Akşamüstü Kandilli’den kalkan bir Boğaziçi vapuru ile de sonlanıyor. “Biri içinde yaşamaya doyamadığımız cümleleriyle, diğeri ışığı aracı kılarak; gördüğü rüyayı anlatıyordu.” İstanbul’u hiç bilmediğim ve tanık olmadığım bir dünyayı tasavvur etmek istemiyorum. Kubbeler, minareler, mezar taşları, çeşmeler, yalılar, iskeleler, meydanlar, büyük çınarlar, ara sokaklar, balıkçılar, salepçiler, çocuklar, eski galata köprüsü, boğazın serin suyu, surlar, avlular, atlar, eski evler ve tabii Boğaziçi vapurları. Sayfalarını çevirdikçe garip bir mazi daüssılası içimizi yakalıyor. Bu eser artık kitaplığımın gözdesi ve kendime aldığım en güzel hediye. Bu iki dünyayı buluşturmak için katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum. “Şimdi, Tanpınar ve Güler birbirinin adeta ‘mütemmim cüzü’ eserleriyle bir kez daha buluştu.” “…dünya ile ahiretin arasında aralık bir kapı gibi duran garip bir zamandı. Eski İstanbullu, yüzünü bu zamanın aynasında çok uzak, adeta erişilmez ötelerden gelmiş bir şey, bütün bir ahret kokusuyla tütsülü bir gölge gibi seyrederdi.”
Aynı Rüyanın İçindeAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202066 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2025 40. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2025 18:32
Yazarın oluşturmayı amaçladığı ideal bir devlet vardır. Bu devlet erdem devleti olmakla birlikte Diriliş Neslinin Amentüsü kitabında bu devletin görevleri, gereksinimleri, Diriliş erlerinin görevleri ve sorumlulukları, bu devletin nasıl oluşturulacağı gibi unsurlara yer verilmiş. Yine Sezai Karakoç’a göre İslam ülkelerinde yeni bir nesil gelmektedir ki bu Diriliş Neslidir. Bu nesil ilk olarak inanç ve davranışının genel çerçevesini çizecektir. Sezai Karakoç’un Diriliş Neslinin Amentüsü kitabında amaçladığı şey de bunun bir denemesini gerçekleştirmektir. Bu devlet her şeyden önce bir İslam ideası devletidir. Bu devlette her şeyden önce temel idea, erdemdir. Diriliş erinin görevi, yeni bir insan ve toplum psikolojisi oluşturmak için amansız kültür savaşının öncüsü olmaktır. Müslüman/inanmış kişi, çağdaş olmalıdır. Bu çağdaşlıktan kasıt ise Müslümanın geçmişteki İslam medeniyetine hayranlık duymasıyla yetinmeyip onu bugün de gerçekleştirmeyi görev edinmesidir. Müslümanlığın eksiksiz bir şekilde gerçekleşmesi için de insan ilk önce kendi içinde Müslüman olmalı, sonra bunu toplumsal alanda yaşamalıdır. Sonra da psikolojik ve toplumsal muhtevaya tarih şuurunu da eklemelidir. Günümüzde en büyük savaş, insanın iç dünyasında gerçekleşmektedir. Yahudiler tarihi Hz Musa ile, Hıristiyanlık Hz İsa ile hakikati başlatıp hakikatin bütününü göremezken bu sistemde hakikat ilk insanla başlar. Diriliş ise, uğurlu, iyilikçi topluluğu gerçekleştirme yoludur. Anarşizm, terörizm, kapitalizm, komünizm, nihilizm gibi akımlar bu sistemde yer bulamaz. Hakikate erme ve bu erişi koruma bakımından sürekli bir özeleştiridir diriliş neslinin amentüsü. Bu amentü, Tanrı’nın varlığına ve dayalı, gücünü ve mantığını vahiyden, Tanrı’nın sözünden alan bir diyalektiktir. Bu amentü aynı zamanda diriliş
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202222,5bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 23. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2025 20:27
Nefsi Arındırmak, Gazzali’nin meşhur eseri İhyau Ulumi’d-din içindeki bir bölüm. Nefsin isteklerini, belirtilerini ve arındırılmasının yollarını anlatmaktadır. Nefsin terbiyesi konu başlığı olunca içeriğinin gideceği yer güzel ahlak ve kötü ahlak karşılaştırılmasıdır. Kitabın başında güzel ahlak ile ilgili çeşitli kıssalar verdikten sonra ahlak inşasına geçmektedir. Ahlakın dört ana ilkesi vardır Gazzali’ye göre: Hikmet, adalet, iffet ve denge. Hikmeti doğruyu yanlıştan ayırmak; cesareti, öfkenin aklın kontrolüne verilmesi; iffeti, şehvetin doğru yönlendirilmesi ve dengeyi de her şeyi olması gerektiği yerde ve zamanda kullanmak olarak tanımlar. Ahlakın değişip değişemeyeceği konusunu işler Gazzali. Bu konuda iki görüşü öne sürer: Ahlak değiştirilebilir ve değiştirilemez. Gazzali burada ahlakın değişebileceği görüşündedir. Öğüt diye bir şeyin varlığı ile buna destek sağlar. Öğüt sadece nasihat anlamında almamak gerekir burada hayvanatın eğitilmesi de buna dahildir. Bu öğüte cevap verme süresi elbette farklı olacaktır. İnsanın mizacı farklıdır ama her birinde bir tohum olarak bulunmaktadır. Bunlar ortaya çıkarıldığında ve sürekli tekrar edildiğinde bir süre sonra insanında yerleşir ve istidadı haline gelir. Ahlakın değiştirilemeyeceği görüşünü savunanların öne sürdüğü argümnlardan biri insanda öfke, şehvet, dünya sevgisi gibi ahlak türlerinin insandan alınamayacağıdır. Cevap olarak Gazzali bunların tamamen insan benliğinden sökülüp atmasının amaçlanmadığını belirtmektedir. Bizzati kötü olmamakla beraber aşırı ve kötüye kullanımı onları kötü ahlaka neden yapar. Fayda için yaratılmışlardır. Güzel ahlaka götüren iki yol vardır der Gazzali. Bunlardan biri: insanın fıtratından gelen bir yönelimdir. Doğuştan itibaren doğal olarak güzel ahlaka bir eğilimleri vardır.
Nefsi Arındırmakİmam Gazali · Sufi Kitap Yayınları · 20234,637 okunma