Hayatımız bizi her türden rezil, aşağılık, yanlarının bolluğuyla şaşırttığı kader; bunca pisliğin, rezilliğin ortasında aydınlık, insancıl bir hayat yaratacağımıza ilişkin sarsılmaz bir umudu var eden ışıltılı, sağlıklı, yaratıcı, insancıl, iyi bir şeylerşn karşı konulmaz biçimde gelişip durmasıyla da şaşırtır.
Kendi kendinin patronu olmayı öğren, kimsenin etkisi altında kalma! Sessiz... sakin... ama inatla yaşa! Herkesi dinle, ama senin için en iyisi neyse, onu yap...
Çok sonraları anladım ki yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan Rus halkı, kendilerini acılarıyla eğlendirmeyi, onlarla çocuklar gibi oynamayı pek seciyor ve mutsuz olmaktan nadiren utanıyordu.
Bitip tükenmek bilmeyen tekdüze çalışma günlerinde acı bayrama, yangın da eğlenceye dönüşebiliyordu; anlamsız, bomboş bir yüzde bir sıyrığın süs olması gibi...
-Aptala ne oldu?
-Ne olacak, hiçbir şey! Aptal, kolu bacağı ne yapsın! Aptallığıyla karnını doyurabilir. Aptalları herkes sever, kimseye zararları yoktur çünkü. Ne demişler: "İster memur olsun ister papaz- aptalsa eğer, kimseye zararı dokunmaz."