Kitap emekçisi….
Emeğiniz kıymetlidir,verdiğiniz emeği anlatmaya kalkışmayın.Anlatılmaya ihtiyaç duyulan emek,sağır olana İsraf edilen ayrı bir emektir.
Uzun zaman iyi biri olduğunu tekrar ettin durdun kendine.
Şimdi artık öyle olmadığını biliyorsun.Utanç içinde yüzleştin bu gerçekle.Yaptıklarına baka baka…
Zaman geçtikçe acı eşiğin düştü.Artık etinin sızısı değil,ruhunun acısı daha çok canını yakıyor. Açıklık getirilmeyen,telafi edilmeyen hatalar ve yarım bırakılan cümleler zamanla birikince
Dayanma gücün eskisi gibi kalmıyor.
Takatin kesiliyor,düşüveriyorsun yolun ortasında.
Lafın sonunu getirmeye bile yetmiyor nefesin.
Herşeyi tekrar tekrar duyuyorsun.
Nereye kaçarsan kaç kelimeler peşinden geliyor.
Zehirli sözler bir yolunu bulup kalbine ulaşıyor.
Kafa karışıklığına gelince, giderilmek şöyle dursun büsbütün içinden çıkılmaz bir hal aldı.
Hafızanla amansız bir savaşa tutuldun.
Meçhul bir düşmanla zifiri karanlıkta kavga eder gibisin.
Göremediğin yerlerden ölümcül darbeler aldın.
Her yanın yara bere içinde.
Her yanın kan revan içinde.
Bir adam. Adı yok, sanı yok, kimliği yok(zaten kimliğini de kaybediyor hikayede), varlığını ispatlayamayan,fakat bir kadınla hayat bulan ama kadına hayat veremeyecek kadar bencil bir adam.
Bir sancı …bir kaybediş…bir yenilgi…bir aşk.!
Hayatını,bedenini,yüreğini paylaştığı bir mucizeyi yitirmesi.
Kendi yanlızlığını çaresizlik olarak nitelediği bir yaşam bir değişim ya da bocalama içerisindeki bir adamın ruhu.
Hem yara hem şifaymış kelimeler.
‘’İnsan ömrü boyunca eksik parçalarının peşine düşüyor farkına varmadan; hayatın karşısında zayıf, endişeli, dalgın, biçare hale düşüren yoksunluklarını tamamlamanın yolunu arıyor.
Bu yüzden mi sürekli ona gidiyorsun? Ruhunu tamamlamak için mi? Kalbini onarmak için mi? Kendini aramak için mi? İç sesinden kaçmak için mi? Bir başkasına gider gibi değil, kalbine döner gibi gidiyorsun onun yanına.’’
“İnsanı anlatmak değil,susmak yorar.”
(MUHTEŞEM…!)
Aşkta geç kalmışlığın romanı.
Ayrılık, aşığın kalbinde kabuk bağlamayan yaraymış. Acı çekerek öğrendin diyor Tarık Tufan.
Hepimizin geç kalmışlığı
Boğazımızda çözemediği bir düğümü.
Sanki yazarla sohbete oturmuşumda ben düşünmüşüm, o kaleme dökmüş gönlümden akanları. Hislerime tercüman olan bir anlatı.
Kitaptaki her bir cümlenin altına imzamı atarım.
Tavsiye ediyorum….
Geç kalmayın…..