Dişil ve Eril Enerji Uyumu Kadınların cinsel ilişkide mutlu hissetmelerinin ve haz almalarının en önemli yollarından biri dişil enerjilerini kuvvetlendirmeleridir. Günümüzün sosyo-ekonomik şartları kadınları sıklıkla aşırı eril enerji sergilemeye zorlamakta, bu durum da evlilik içindeki cinsel çekimi ve hazzı azaltmaktadır. Kadının kendi öz benliği ve dişil enerjisiyle barışık bir hayat sürmesi, eşler arasındaki enerji uyumunu dengeleyerek cinsellikten alınan lezzeti artırır.
Dr. Ünzile Girişgin(AI Araştırma)
Çalışan kadın olmak zor, evet. Bilhassa bizim gibi ataerkil toplumlarda, yani ai-le kurumunun sorumluluklarının kadın ve erkek arasında eşit dağılmadığı; kadının "içişleri bakanı", erkeğin "dışişleri bakanı" diye görüldüğü memleketlerde, hem anne, hem evi çekip çeviren, hem dışarıda çalışan olmak iki misli, üç misli zor. Ama bunu başaran nice kadın var.
S.F.I.O.'nun "Section Française de l'Internationale Socialiste" in kısaltması olduğunu hatırlıyorum.
190
Sim Copans'nın caz programlarını hatırlıyorum.
191
"Cow-boy"un "sığır çobanı” anlamına geldiğini öğrendiğimde ne kadar şaşırdığımı hatırlıyorum.
192
Bisikletçi Louis Caput'yü hatırlıyorum.
193
Robespierre'in, sonradan albaylığa terfi eden jandarma eri Merda tarafından çenesinin kırıldığını hatırlıyorum.
194
"C'est assez, dit la baleine, j'ai le dos fin, je me önbellek à l'eau" ve
"Racine boit l'eau de la fontaine Molière"yi görebiliyorum.
Quand je lui serrais la main, j'avais l'impression de serrer la main d'un mort, tellement
il était froid. Il ne pensait qu'à mourir, je n'ai jamais vu personne d'aussi triste… Chaque fois que je le quittais, je pensais que je ne le reverrais pas au parloir suivant. Et puis un jour, en mai 93, il m'a dit : “Marie-France, je me condamne à vivre. J'ai décidé d'assumer cette souffrance pour la famille de Florence, pour mes amis.”
Il dit aussi qu'il voulait laisser un message pour que Florence le trouve après sa mort et que pendant ces journées d'entre Noël et le Nouvel An il n'a cessé de faire des brouillons. De lettre mais aussi de cassette qu'il enregistrait, seul dans sa voiture, sur un petit magnétophone : « Pardon, je ne suis pas digne de vivre, je t'ai menti mais mon amour pour toi et nos enfants n'était pas un mensonge… » Il n'a pas pu. « Chaque fois que je commençais, je me mettais à sa place en train de lire ou d'écouter cela et… » Il s'étrangle, baisse la tête.