Şeker Portakalı'na Dair
10/10
·184 syf.··
2026 11. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:37
1. Karakter Arkı & Gelişimi (1.0 / 1.0) Zezé, kitabın başında hayal dünyasında yaşayan, yaramazlıkları fırlamalık boyutunda olan saf bir çocukken; kitabın sonunda "acıyı keşfeden" ve çocukluğu elinden alınan bir yetişkine dönüşür. Bu dönüşüm ani değil, yediği dayaklar ve en nihayetinde yaşadığı büyük kayıpla ilmek ilmek işlenmiştir. 2. Duygusal Yoğunluk (1.0 / 1.0) Edebiyat dünyasında okuyucuyu hüngür hüngür ağlatabilen ama bunu yaparken ucuz bir ajitasyona başvurmayan nadir kitaplardandır. Yazarın kendi çocukluğundan beslenmesi, duyguların çiğ ve gerçek olarak okuyucuya geçmesini sağlar. 3. Anlatım Dili & Akıcılık (0.9 / 1.0) Bir yetişkinin, 5 yaşındaki bir çocuğun zihnini bu kadar organik taklit edebilmesi muazzam bir başarıdır. Ancak hafif puan kırma sebebim dönemsel sokak şarkılarının, günümüz okuyucu için bazen tempoyu hafifçe yavaşlatabilmesidir. 4. Sosyo-Ekonomik Eleştiri (1.0 / 1.0) Kitap sadece bir çocuk hikayesi değildir; arka planda 20. yüzyıl Brezilya’sının banliyölerindeki sefaleti, işsizliği, Noel'de çocuklarına hediye alamayan babaların çaresizliğini ve yoksulluğun insanı nasıl hırçınlaştırdığını tokat gibi çarpar. 5. Sembolizm & Metaforlar (1.0 / 1.0) Minguinho (şeker portakalı fidanı), Zezé’nin yalnızlığının ve anlaşılma arzusunun sembolüdür. Zezé büyüdükçe ve hayatı anladıkça Minguinho da büyür ve beyaz çiçekler açar. Bu, çocukluğun bitişinin kusursuz bir edebi metaforudur. 6. Pedagojik & Psikolojik Boyut (1.0 / 1.0) Kitap, eğitimciler ve ebeveynler için adeta bir "tersine rehber" niteliğindedir. Şiddetin bir çocuğu nasıl "şeytanlaştırdığını" (aile bireylerinin ona sürekli 'şeytanın vaftiz oğlu' demesi) ve sevginin (Portuga'nın şefkati) ise aynı çocuğu nasıl iyileştirebileceğini psikolojik bir laboratuvar titizliğiyle gösterir. 7. Özgünlük &
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
Çağdaş bir aile olmadan çağdaş bir ülke olunamaz.
7/10
·186 syf.··
2026 37. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:04
Ben şu an için bir anne değilim ama geleceğin anne adayı olarak bu kitabı okumak istedim. Çok akıcı bir şekilde ilerledi ve okurken bir sürü şey öğrendim. Doğan CüceloğluDoğan Cüceloğlu 'nun dili çok samimi bazı yerleri okurken gözlerim doldu, bazı yerlerde ise sesli kahkaha attım. Kitap 5 ana başlıktan oluşuyor. Bunlar: 1- Kucağımda Tuttuğum Bu Çocuk Özünde Nasıl Biri? 2- Niyetim Ne? Çocuğumdan Beklentilerimin Farkında Mıyım? 3- Anne-Baba Olarak Ben Kimim? 4- Anne-Baba Olarak Neleri Bilmeli, Nelerin Farkında Olmalıyım? 5- Aile Toplantıları ve Ailede Yaşayan Değerler Tüm bu başlıklar her bölümde irdeleniyor, bilgiler veriliyor. Gerçek hayattan örnekler ve mektuplar içeriyor içerisinde. Benim en çok ilgimi çeken konular; aile toplantıları ve aile içerisinde sohbet etmenin önemi ile ilgili kısımlar oldu. Aile içinde sohbet etme ile ilgili hoşuma giden alıntılar: "Sohbetin sonunda öğretme veya öğrenme olabilir, ama esas amaç paylaşımdır." "Hiçbir kitabın veya seminerin size düşündürmeyeceği şeyleri çocuğunuzla yaptığınız sohbetler sırasında farkına varabilirsiniz." Kitabı genel olarak çok beğendim ama yazara katılmadığım bazı yerler de oldu. Örneğin şu alıntı: "Çocuğunuz katılmasıyla birlikte evlilik ilişkisi aile ilişkisine evrilir." Ben 2 insanın bir çocukları yoksa bile aile oldukları görüşündeyim. Kitabın devamında geçen bir başka alıntı: "Böyle bir dönemde bir başka kadın, özünü keşfedememiş bu erkeğe, 'Sen ne yakışıklı, ne heyecan verici, ne çekici erkeksin!' diye yaklaşırsa, 'baba olmasına fırsat verilmemiş, kendisini ailede dışlanmış hisseden' adama bu davet anlamlı ve heyecanlı gelebilir. Gittikçe aileden kopar." Burda yazar doğumdan sonra aşırı korumacı bir psikolojiye giren annelerin, babayı ister istemez dışlayabileceği bir durumda aldatmanın olabileceğinden bahsediyor. Bu
Geliştiren Anne - BabaDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202110,8bin okunma
Reklam
10/10
·204 syf.··
2026 67. kitabı
Oğullar ve Rencide Ruhlar kara mizahı, polisiye kurguyu ve çocuk bakış açısını aynı potada eriterek oldukça özgün bir anlatı kuruyor. Romanın merkezinde, yaşına göre fazlasıyla zeki ve alaycı bir çocuk olan Alper Kamu var; ama bu çocukluk, bildiğimiz “masumiyet”ten çok uzak. Hikâye, bir cinayet soruşturması etrafında şekilleniyor gibi başlasa da aslında asıl mesele suçun kendisinden çok, insanların iç dünyasındaki kırılmalar. Alper Kamu’nun yetişkinlere taş çıkaran gözlemleri, olayları hem komik hem de rahatsız edici bir açıklıkla görmemizi sağlıyor. Spoilerlı tarafta ise roman giderek daha karanlık bir tona kayıyor: aile içi çatışmalar, bastırılmış travmalar ve yetişkinlerin sandığımızdan çok daha “eksik” ve dağınık olduğu gerçeği yavaş yavaş açığa çıkıyor. Cinayetin çözümü sadece “katil kim?” sorusunu değil, “insanlar neden bu hale geliyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Finaldeki çözüm ise klasik polisiye tatmininden çok, duygusal bir boşluk ve ironik bir burukluk bırakıyor. Oğullar ve Rencide Ruhlar en çok da diliyle öne çıkıyor: esprili, keskin ve zaman zaman acımasız. Mizahın arkasında sürekli bir kırılganlık hissi var. Bu da kitabı sadece eğlenceli bir polisiye değil, aynı zamanda insan ruhuna dair rahatsız edici derecede dürüst bir hikâye haline getiriyor. Sonuç olarak roman, hem güldüren hem de içten içe huzursuz eden bir denge kuruyor; bittiğinde ise akılda en çok “çocukluk gerçekten masum mu?” sorusu kalıyor.
Oğullar ve Rencide RuhlarAlper Canıgüz · İletişim Yayınları · 202013,2bin okunma
Puan vermedi
İnsan bazen geçmişiyle bazen de olmak istediği kişiyle savaş verir. “Bizim Zamanımız” tam da bu sessiz savaşı anlatıyor. Çünkü bazı savaşlar tam da insanın yüreğinde gürültü koparmadan yaşanır, önce insanın içini yavaş yavaş kemirir sonra onu yaralarıyla baş başa bırakır. Mihrap karakterini okurken onun hepimizden bir parça taşıdığını düşündüm.Mihrap geleneksel bir çevrede yetişen ,genç yaşına rağmen yaşadığı talihsizliklerden sonra olgun bir karaktere dönüşmüş. Mihrap’ın toplumun beklentilerinin aksine içinden geldiği gibi davranması onu gözümde daha etkileyici kıldı. Aşk hayatında yaşadığı büyük bir hayal kırıklığı onu sarsmış olsa da yeniden kendini bulmanın ve güçlü bir kadına dönüşmenin yolunu arar. 90’ lı yılların aile,komşuluk,dostluk ve aşklarının oldukça gerçekçi anlatıldığı bu hikaye bize özlem duyduğumuz tüm güzellikleri hatırlatır. Yazarın abartıdan uzak mizah ile hiciv arasındaki anlatım dili kitapta beni en çok etkileyen detaylardandı. Okurken birden fazla duyguyu bir arada hissedebileceğiniz bu kitap ,size yeniden ayağa kalkabileceğinizi ,gerçek gücün kendi içinizde olduğunu fark ettirecektir.
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,847 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2018 74. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimin biten ilk kitabı Epsilon YayıneviEpsilon Yayınevi n den bir #noraroberts kitabı olan #karacadı oldu. Çok okuyamıyorum, yavaşladım, kafa dinleyeyim diyorsanız iyi gelenlerden biri Nora Roberts. Aşk, romantizm, gizem, dostluk, aile, eğlenceli diyaloglar ve heyecan mevcut Kara Cadı üçlemesinin ilk kitabında. İrlanda'da yaşanan çokta yabancı olmadığımız, nesilden nesile süregelen bir miras ana konumuz. Bu miras mal mülk değil tabiki, kan, güç ve sihir. Sorcha meşhur kara cadı ve onun güçlerinin peşinde olan kötü karakterimiz Cabhan. Onların, kurtarıcı ve koruyucu soylarından gelenler, aralarında yaşadıkları iyi ve kötü taraflar olarak savaşmaları kurguyu oluşturmuş. Hava şartları ve okuma fırsatı bulamamam yüzünden elimde bir kaç gündür sürünse de gayet akıcı, hızlı okunabilecek bir kitap. İlla okumalısınız olmazsa olmaz değil ama nefes aldırıyor... Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kara CadıNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınevi · 2014130 okunma
Bazı kitaplar okunur ve unutulur; bu kitap unutulmayacak…
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:09
Bir Çocuğun Gözünden 28 Şubat benim için sadece bir kitap değil, aynı zamanda bir yüzleşme oldu.28 Şubat sürecini daha önce okumuş ve dinlemiş olsam da, bir çocuğun yaşadıkları üzerinden okumak olaylara bambaşka bir pencereden bakmamı sağladı. Henüz 14 yaşındaki bir çocuğun gözünden anlatılanlar beni derinden etkiledi. En çok da geri gelmeyecek çocukluk ve gençlik yıllarını düşündüm. Kitap boyunca zaman zaman hüzünlendim, zaman zaman öfkelendim ve kendime şu soruyu sordum: “Ben ya da evladım böyle bir imtihandan geçseydik, bu kadar güçlü durabilir miydik?” Bu kitap, bana bilmediğim birçok yönüyle 28 Şubat’ı yeniden düşündürdü ve bazı olayları daha net anlamama vesile oldu. Aynı zamanda Salih Mirzabeyoğlu hakkında daha fazla okuma isteği de uyandırdı. Tarihi sadece olaylar üzerinden değil, insanların hayatlarında bıraktığı izler üzerinden anlamak isteyen herkese gönülden tavsiye ederim. Bazı kitaplar okunur ve unutulur; bazıları ise uzun süre insanın zihninde ve kalbinde yaşamaya devam eder. Bu kitap benim için onlardan biri oldu. Tavsiye ederim.Özellikle 28 Şubat dönemini farklı bir bakış açısından anlamak isteyenlerin mutlaka okuması gereken eserlerden biri.
Bir Çocuğun Gözünden 28 ŞubatYakup Köse · Kökler Derneği Yayınları · 2013240 okunma
Reklam
Reklam