Yani ölüm genç yaşlı diye ayrım yapmaz.Ölüm için yaz ve kış,ilkbahar ve sonbahar ayrımı yoktur.Ölümün gecesi ve gündüzü de yoktur.Eğer insan bu gerçeği tam manasıyla bilebilseydi ve düşünebilseydi,o zaman ölümü gözünde büyütür ve onun için gerekli olan hazırlıklarını da yapardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölüm ve Ölüm Ötesi Hayat 2020'de okuduğum 2.kitaptı ve şimdiden benim için vurucu kitaplardan oldu.Geri dönüp satırlarına bakacağım,işaretlediğim yerleri tekrar tekrar okuyacağım bir kitaptı.
Kitap Gazali'nin İhya'sından bir bölümün kitaplaştırılması üzerine ortaya çıkan bir eser.İlerleyen zamanlarda İhya'yı da okumak istemekle beraber şimdilik Çelik Yayınları'nın bu eserleriyle ilerliyorum.8 bölümden oluşuyor ve bu bölümlerde ölümden,ruh kavramından,kabir hayatından,ahiretten,kıyametten bahsederek bizi aydınlatıyor.Her bölüm ayetlerle,hadislerle desteklenerek vuruculuğu artması sağlanıyor.Öyle ki bazı bölümlerde daraldığımı hissettim.Kapattım kitabı ve sorguladım kendimi.Gerçekten ne kadar düşünüyorum bunları,şimdi şu anda ölüm kapıda olsa ne kadar hazırım diye?Allah affetsin.
Gazali ayetlerle,hadislerle adeta sizi uyandırmak ve bulunduğunuz gaflet halinden kaldırmak istiyor sizi.Onu okurken sanki şimdi onunla karşılıklı hasbihal ediyor gibi hissediyor ve adeta yaşıyorsunuz cümleleri.Önemli zatların cümlelerini de ekliyor her bölümde.
İncelememi bitirirken kitaptan beni çokça etkileyen,aklımdan çıkmayacak olan bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:
"Abdullah b. Salebe diyor ki:"Sen gülüp oynuyorsun,ama belki de kefenin,kefen satıcısından çıktı bile!"
Ölüm burada,yakında ve ona karşı kaçacak hiçbir yerimizin olmadığı,Allah'a sığınmamızı,tevekkülü ve imanımızı hep diri tutmamızı nasihat eden,bizi fani dünyanın aldatıcılığından uyandırmaya çalışan,sın pişmanlığın fayda etmeyeceğini satır satır işleyen çok büyük bir eser.Allah faydalanmamızı ve hidayete ermemizi nasip etsin inşaAllah
Öncelikle Amin Maalouf'un bir eseri olduğunu görünce hiç düşünmeden başlamak istedim ve hatta beklentilerimi de oldukça yüksek tuttum.Beni yine yanıltmadı,ortaya çok kaliteli ve doyurucu bir eser çıkarmış sevgili yazar.
Kitap temelde iki yüz yıl gibi uzun bir süre süren Haçlı Seferlerini Müslümanlar bakış açısıyla,Anadolu,Orta Doğu,Asya toprakları perspektifinden anlatıyor ve adeta bize bu olaylarla ilgili yeni bir pencere açma imkanı sağlıyor.Frenkler ve Müslümanlar arası sıkıntılar,aynı zamanda Müslümanların kendi arasında çekişmeler derken dönemin tarihine bu bakıştan hakim oluyor ve iki taraftan da meseleyi ele alabilmeye başlayabiliyoruz.
Tarihçilerin bizzat anlatımı ve kaydettikleri anılardan da örnekleyen Maalouf,birebir bizi o anlara götürüyor bunu yaparken de asla sizi yoran ve sıkan bir anlatım tarzı kullanmıyor.Yalnızca bu tarz kitaplara yeni yeni adım atan benim için ağır gelen bölümlerde okuma hızımı yavaşlatarak okudum böylece anlamama veya hızlı geçme ihtimalini de ortadan kaldırmış oldum.
Kendi içinde 6 kısıma ayrılan kitapta neredeyse iki kısımda Selahaddin Eyyubi'den bahsediliyordu ve benim kalbimi asıl çalan kısımlar o kısımlar oldu.Kendisi hakkında belli başlı bilgilere sahip olsam da daha fazla araştırmak,hayatı hakkında
çokça okumak istiyordum.Bu kitap buna güzel bir vesile ve başlangıç adımı olmuş oldu benin için.Şimdi yaşadıkları,dürüst kişiliği,dönem olaylarına karşı gösterdiği davranışlar ve cömertliği ile kendisine olan hayranlığım daha da arttı.
Aynı zamanda tarih dersleri dışında araştırma fırsatı bulamadığım bazı liderler ve daha önce üzülerek söylüyorum adlarını hiç duymadığım zâtlar hakkında,onların yaşadığı dönemlere olan bakış açıları hakkında fikir sahibi kıldı.
Pişmanlık duyduğum nokta okuduğum sırada yanımda bir harita ve not