Aleyna

Aleyna
@ainesarc
yeniden iyi biri olmak mümkün
Puan vermedi·191 syf.··
2022 4. kitabı
"..amaçsız ve sakin yürüyüşler sırasında dünyadan bir şeyler beklemeyi bırakır bırakmaz, dünya da kendini size verir, bırakır, teslim olur. Hiçbir şey beklemez olduğunuzda, mevcudiyet için bir takviye, karşılıksız bir lütuf olarak sunulur her şey. Yorgunluklar, başarılar, planlar, beklentiler dünyasında çoktan ölmüşsünüzdür. Ama bu güneş, bu renkler, şurada kıvrıla kıvrıla yükselen mavi duman, bu çıtırdayan dallar... hepsi ama hepsi birer hediyedir." Onlarca kaydedilmiş gönderi, okunmuş incelemeden sonra nihayet söyleyebiliyorum ki sevgili Frederic Gros'un ve daha nice düşünürün yürüme hakkındaki o muazzam sadelikteki büyüleyici aktivite hakkındaki düşüncelerini sonunda okuyabildim.Okudum, anlamlandırmaya ve içselleştirmeye çalıştım, sayısız yeri işaretledim ve bahsi geçen isimleri de okuma sürecimde araştırma fırsatı buldum. Yani beni pek çok yönde etkilediğini rahatlıkla söyleyebildiğim bir süreçti. Sevgili Gros kitabı boyunca bize aslında ilk bakışta pek çoğumuz için basit hatta gündelik gelecek ve belki de yaparken derin anlamlarını pek de düşünmediğimi bir aktiviteyi açıklıyor. Yürümek. Açıklıyor diyorum, çünkü sahiden bunu yapıyor. Nedir, nasıl yapılmadılır, nasıl yapılmamalıdır gibi kalıp tanımlayışlardan sonra bu sefer anda kalmayla ilişkilendirilmesi üzerine yazıyor. Pek çok ismi ve onların yürümeye nasıl baktığını da ekleyerek bir de onların gözünden olayı inceleyebilmemiz için bizlere fırsat veriyor. Her biri için yürüme farklıdır, her biri için hayatının bir noktasına çok farklı açılardan dokunur ama ortak noktaları yürümeyi merkeze almalarıdır, yürüme olmadan aktif bir devinim içinde olamazlar, dolayısıyla var olamazlar. Nietzsche, Rimbaud, Rousseau, Thoreau, Nerval, Kant ve Gandi kitabın konuklarını oluşturuyor ve kitap boyunca hem bu şahsiyetlerin
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·648 syf.··
2021 23. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2021 21:30
Kötülük alt edildi; savaş ise henüz başlıyor. İmkânsızı başardılar ve acımasız iktidarı bin yıl boyunca devam eden Tanrı benzeri varlığı ortadan kaldırdılar. Bu toprakların en kudretli Sissoylusu hâline gelen Vin ve ona âşık olan genç, idealist bir soylu olan Elend Venture, şimdi yıkık bir imparatorluğun külleri üzerine sağlam, yeni bir toplum inşa etmek zorunda. Üç farklı ordunun kuşatması altında kaldıkları sırada, Vin ve Elend bu zorlu amaç için çalışmaya başlayalı çok kısa bir zaman olmuştu. Kuşatmanın demir yumruğu geride kalan her günle birlikte giderek daha da kapanırken, kadim bir efsane bir umut ışığı sunmaya başladı onlara. Efsanede bahsedilen Miraç Kuyusu'nun ne tür bir güç bahşettiği belli değil, hatta bu kuyunun gerçekten de var olup olmadığını bile kimse bilmiyor. Belki de Lord Hükümdar'ı alt etmek işin en kolay tarafıydı. Lord Hükümdar'ın yıkılışı sonrasında ortaya çıkan gelişmelere rağmen hayatta kalabilmek hiç de kolay olmayabilir. Son İmparatorluk'u okuduktan sonra araya çok fazla süre koymadan Kuşatma'yı okumaya koyuldum. Kuşatma'nın bir geçiş kitabı olduğunu biliyordum ve geçiş kitaplarını okumanın, adı üstünde bazı geçişleri yaşayıp o efsanevi finale ulaşmamız için bazı zorlukları barındırdığını da...ama eh, bu kadar uzun süreceğini tahmin etmemiştim. Kitabın çoğunluğunu politik meseleler, kaybolan ülkeleri tekrar kurtarmak için verilen diplomatik savaşlar, intikamlar, ihanetler ve sevmediğim pek çok karakterle dolu bölümler oluşturuyordu ve geçtiğimiz kitapta sevdiğim bazı karakterlere elveda demek zorunda kaldıktan sonra bu kitabı okumayı dürdürmek beni bazı noktalarda gerçekten zorladı. Ama tam anlamıyla gelişimine şahit olduğumuz karakterler de vardı ve sanıyorum bu kitapla iyice emin olduğum bir karara verdim: İşin sonunda hangi kararı
Sissoylu - KuşatmaBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 20151,157 okunma
Puan vermedi·632 syf.··
2021 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2021 21:39
"Beni ağlatmak elinizdeydi, ama gözyaşlarımı durdurmak artık elinizde değil... O kadar güçlü değilsiniz." İvan Aleksandroviç Gonçarov, Oblomov'u otuz iki-otuz üç yaşlarında, orta boylu, hoş görünümlü, koyu gri gözlü ama yüz hatlarında herhangi bir fikir, herhangi bir yoğunluk görünmeyen, odacığında oturan silik bir kahraman olarak yarattığında, aslında roman tarihinin en ünlü kişilerinden birine can veriyordu. 19. yüzyıl başlarında, çalışkan modern insan idealinden önce, Rusya'nın köle sahibi kırsal soylu sınıfı tarafından aylaklık hâlâ makul ve değerli bir amaç olarak görülürken Oblomov vardı. Miskin, dikkatsiz, meraksız, düş kurma ve oyalanmaya düşkün Oblomov... Yine de ona hayran olmamak imkânsız. Hayatın hep dışında ve uzağında kalan Oblomov, okurların gözünden asla kaçmayacak, gitgide insana dair belli bir durumu tanımlamanın adı haline gelecek, hatta Lenin, Bolşevik devriminden sonra "hâlâ içimizde yaşayan Oblomovlar"dan yakınacaktı... Oblomov benim için 619 sayfalık bir şaheserdi. Başka nasıl anlamlandırabilirim bilmiyorum. Hayatımda okuduğum için sevgiyle omzuma vuracağım, rafların arasında, yoldan geçen birinin çantasında, gün gelip gözüme takılan bir alıntısında hatırasının derinliği ve canlılığı canımı yakacak o kitaplardan olmayı başaran nadir eserlerden biriydi Oblomov. Daha doğrusu İvan İlyiç Oblomov. Oblomovluk. Bu bir yorum yazısı değil de yine karakterlere, kitaba ve iç dünyama bir mektup olacak zannediyorum. Zahar'ın karanlık koridorlardan Oblomov'un soğuk odasına ilerlerken çıkardığı adımlar kulağımda, Oblomov'un kasvetli odası, sımsıkı sarındığı eski yeleği, karman çorman saçları ve bir dünyaya bir kendine çevirdiği yüzü, sanki bir adım atsa elleriyle tutabileceği hayalleri, yine onu geri geri sürükleyen adımları, öyle canlı ki. Sanki tüm bunlar
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2021 21. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2021 20:22
1920'li yıllarda Londra ve Hong Kong'da geçen Boyalı Peçe, bir kadının ruhani uyanışının hikâyesidir. Kitty, annesi tarafından sosyal merdivende yükselmesini sağlayacak bir evlilik yapmak üzere yetiştirilmiştir. Ancak yaşı ilerlerken ufukta böyle bir evlilik belirmeyince panik halinde sevmediği bir adamla; Hong Kong'da bakteriyolog olarak görev yapan Walter'la evlenir. Walter'ın Kitty'nin ihanetini öğrenmesiyle başlayan süreçte, genç kadın kendi sığlığını ve insani zaaflarını fark edecek, hayatında ilk kez anlam aramaya başlayacaktır. Kitabından konusundan bahsederek o şiirsel büyüsünü bozmak istemiyorum. Bu yüzden karakterlerden ve onları kitap boyunca nasıl algıladığımdan, bana nasıl hissettirdiklerinden bahsedeceğim. Kitty. Onu hiçbir zaman sevdiğimi söylemiyorum, yalnızca bir noktada davranışlarını ve davranışlarının nedeninin ona çizilen hayatta bir çıkış yolu bir isyan bayrağı olarak gördüğünü görüyordum. O güzeldi ve güzelliği pek çaba harcamadan istediklerini önüne getiriyordu. Yine bir noktada bastırılmış bir karakterdi. Annesinni ona çizdiği o güzel bir leydi karakterini sonuna kadar sürdürmeli ve engin ve nüfuzlu bir adamla evlenmeliydi. Bir noktada annesine dönüşmeliydi çünkü eğer dönüşmezse engel olunamaz bir şekilde evde bir görünme haline gelen babası olacaktı.Tanınmayacaktı, unutulacaktı ve önemsenmeyecekti. O da bu hayattan kaçmayı seçti. Uzun yıllar evlenmeyi reddederek. En sonunda denizaşırı bir memlekete yolculuk yapacak bakteriyolog Walter'la evlenerek. Eh,sonunda evlenmişti. Annesi için her yönden başarıydı. İşin garip yanı sayfaları okurken hissettiğim mutsuzluğu kabullenişti. Kitty garip bir şekilde başından itibaren Walter'ı hiç sevmeyeceğini bilerek bu yola adım atıyordu. Benim için çok garipti, mutsuzluluğu görmek ve onu kabullenmek. Aynı
Boyalı PeçeW. Somerset Maugham · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20163,655 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2021 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2021 17:58
"Kalbi kararmış olanlar zulmederler; buna karşılık, saf kalpli kimseler kendilerine zulmedeni affetmekle kalmaz, onu itibar ve ahlaken yükseltirler. Kendimizi manevî olarak temizlemek için, önce bu gerçeğin farkına varmamız gerekiyor. İşte elinizdeki, tamamen bununla ilgili bir kitap: Kalbi arındırmanın ve kurtuluşun el kitabı." Neredeyse tamamıyla dış görünüş ve maddiyat odağında seyreden günümüzün dünyası, manevî gelişime daha fazla ihtiyaç duyar hale geldi. İnsanoğlunu boşluğa sürükleyen asıl neden ise manevî dayanak noktalarının kaybolması sonucunda nefsin isteklerinin doğru yönlendirilemeyip kalbin kibir, cimrilik, düşmanlık duygusu gibi birçok olumsuz nitelik tarafından kuşatılmış olması. Kitap kalbin manevi hastalıklarını belirleyip bu hastalıklara çeşitli perspektifleri kendisinde toplayan reçeteler sunuyor, manevi yaralara çare buluyor. Cimrilik, kıskançlık, riya, su-i zan, öfke, kibir gibi başlıklarla kalbi yoran ve tabiri caizse yaralayan konuları ele alıyor ve bunları tanımlıyor, olası sebeplerini sunuyor. Çözüme ulaşmadan önce sorunu tanımlamanın gerekliliğini savunuyor ve tanım sırasında alimlerin görüşlerine ve hadislere de sık sık yer veriyor. Sonrasında spesifik sorunun tedavisi için ne yapmamız gerektiğini açık bir dille okuyucuya aktarıyor. Her bölüm için o konuya özel olarak reçete veriliyor olması ve bunun kimi zaman günümüz sorunları üzerinden dillendirilerek yapılıyor olması fikri çok hoşuma gitti. Kitabı okurken kendime çok yakın hissettim. Aynı zamanda kapsamlı reçeteler, faydalı ameller ve genel olarak manevi hastalıklarımızın kökenine inen bölümler de eklemiş yazar. Tüm sorunları tek tek inceledikten sonra genel bir toparlayıcı olduğunu düşünerek okudum bölümleri. En sonda ekler kısımları da çok ince düşünülmüştü. Açıkçası bu reçete sunar
Kalbin SimyasıHamza Yusuf · Timaş Yayınları · 20191,753 okunma
Reklam