zeliş

zeliş
@airofthenight
eliyle kalbine vurdu: —senin gösterdiğin yola gitmeyeceğim, mantıksız, tabiatsız, kör kudret, dedi.
17 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Söz Alma... Fakat Kimden
Çünkü o günler büyük ve gerçek -gerçek, çünkü büyük- kuvvetlere, meselâ aşka, meselâ sanata veya insanlık sevgisine -insanlık sevgisine çünkü sanata- inanış günleri idi. Ve hâtırası erkeğin ta can evini hâlâ sızlatır. Şimdi sarışın, kim bilir nerededir? Erkek onun ardından, altı katın basamaklarını -bir daha çıkmamak üzere- nasıl indiğini, bu bozulmuş soysuzlaşmış senfon içinde sesinin günden güne nasıl değiştiğini, altıncı katların işini bir parça daha güçleştirmekten başka bir şeye yaramaz hale geldiğini düşünmek bile istemez. Artık kendinde bunu düşünecek kadar olsun kuvvet kaldığını umamaz.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Reklam
Hiçbirşey Bilmiyormuşum
Lâkin gene de benim bilemediğim bir şeyler var: Ben, meselâ ve hâlâ, nasıl tanışılır, nasıl kaynaşılır, nasıl hoşlanılır, bilmiyorum. Aşk, nasıl olur da -bir patlama gibi- iki hayata birden ve hiç düşünülmezken, ayni kuvvetle, ayni tarzda hükmeder, bilmiyorum. Ve, dizlerinin dibinde ağlayan, ölümü senden, yalvara yalvara, istiyen... nasıl olur da, bir gün, bırakır, gider... bilmiyorum.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Buhran
Ah, sen niçin böylesin? Şu olanları sezsen, kızsan, hatta bana ağır şeyler söylesen, bir şeyler yapsan, bu işin muhasebesini, münakaşasını yapsak. Haklı olmadığımı biliyorum; fakat hiç olmazsa beni müdafaadan bu kadar mahrum bırakmasan. Sonra mademki bir şey sezmedin, niçin çocuklaro çıkarıyor, niçin gözlerime böyle bakıyor, böyle her şeyi bilir gibi gülümsüyorsun? ...
Sayfa 36·Kitabı okudu
Oğlumuz
"Sen bizden ayrılıverdin. Sevgimiz arttıkça sen biraz daha tedirgin oluyordun. Ben bunu anlıyordum: Sen bunda biraz da hürriyetine tecavüz buluyordun. Fakat annen... Ben biliyorum: Sen, artık odaların bu döşeniş tarzını, hatta bu evi beğenmiyorsun... Uçmayı öğrenmiş bir serçe yavrusu gibi, gözün başka dallarda. Senin düşündüğün, kimbilir ne cici şeydir. Bizi misafir edeceğin odayı da unutmamışsındır; buna eminim. Bu kadarı da bize.. bana yeter. Fakat annen. Bunu sen de seziyor, arada sırada, hattâ sık sık kardeşlerini nasıl okutacağından, bizim için neler tasavvur ettiğinden bahsediyorsun. Fakat birbirimizden niçin gizleyelim; sen böyle konuşurken sesini titreten şeyde biraz vicdan burkulması ve daha çok çaresizliğin acısı yok mu? Ama sen bunun için üzülme, senin elinden ne gelir; hayat böyle işte, yapamazsın ki... Ben senin içkiden ne umduğunu biliyorum; alışmıyacağına da eminim.. fakat annen... Sonra ben senin dışarıda ne aradığını, evden niçin kaçtığını da biliyorum. Belki de küçük bir o...ospu. Ben onlara düşman değilim; hatta.. fakat annen.. kadıncağız böyle birine kapılıvereceksin diye tir tir titriyor. Sen gecelerini böyle dışarıda geçirince, kuruntuları, ışıl ışıl caddeleri ve gazinoları masal mağaralarına çeviriyor. Fakat bütün bunlara ne lüzum var; sen sanki bunları bilmiyor musun? Ben sanki bütün bu şeylerin senin kalbini nasıl sızlattığını bilmiyor muyum? Annen, ben.. sen bize bakma. Bütün budalalık bizde. Biraz hasta olmanı bekler gibiyiz. Hâlâ bize en çok ait olduğun günlerdeki gibi kalmanı istiyoruz. Değişebileceğini aklımız almıyor. İşte, gözlerimi bir türlü yüzüne çeviremiyorum, sana bakamıyorum. Annen de böyle. Şimdi biz, seni uyandıramayız. Çünkü düşünmeye cesaret edemeden biliyoruz ki, artık senin uykun da değişti. Eskiden bizi bekler gibi uyurdun.
Sayfa 17·Kitabı okudu

zeliş

, bir kitap okudu
7/10
·230 syf.·
8 günde okudu
·
2023 6. kitabı
Tarık Buğra
8.1/10 · 476 okunma
Reklam