Ve benim o kadar canım yanıyor ki… Kahve eşliğinde konuşulan hiçbir iş bir yere varmayacaksa binlerce yarı çıplak insanın amansız güneşin altında pişmesine, gemilerin yüzmesine, hamalların yükü boşaltmasına, başka birilerinin öğütmesine, kavurmasına, pişirmesine ne gerek vardı?
Bazen insanın içini durup dururken bir sevinç, bir neşe kaplıyor. Oğlaklar gibi hoplayıp zıplamak, bütün dünyayı kucaklamak istiyor. İçeride bir serçe sürüsü cıvıl cıvıl şarkı söylüyor adeta. Böyle günlerde amaçsızca sokaklarda gezmek ve görüş alanına giren türlü türlü gereksiz ayrıntıya dikkat kesilmek büyük bir keyif.
Art has given me faith: faith that today may not have been perfect but was still a pretty good day, or faith that even after a long day of being depressed, I can still burst into laughter over something very small.