Arkadi Averçenko

Arkadi Averçenko

Yazar
7.8/10
17 Kişi
·
31
Okunma
·
1
Beğeni
·
68
Gösterim
Adı:
Arkadi Averçenko
Tam adı:
Arkadiy Timofeyeviç Averçenko
Unvan:
Yazar
Doğum:
Sivastopol, Rusya, 27 Mart 1881
Ölüm:
Prag, Çekya, 12 Mart 1925
Ünlü bir mizahçıdır. Başarısını özellikle, tanınmış yazar ve sanatçılarla birlikte Petrograd'da yayımladığı Satirikon adlı dergiye borçludur.
Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında çar 2. Nikola votka satışını yasaklamış, Ekim Devrimi’nden sonra Bolşevikler de bu yasağı bir kaç yıl devam ettirmişti.
-"Evet, hayat bugünlerde karmakarışık."
+"Akıllı insan için hayat her zaman basittir."
Arkadi Averçenko
İş Bankası Kültür Yayınları
"Bu şehir bizim gibi iyi huylu,yumuşak ve uysal aptalları eritip ortaya çıkan malzemeden demir gibi sağlam parçalar dökmeyi başardı. "
Arkadi Averçenko
İş Bankası Kültür Yayınları
Tüm Rusya Kırım’dan Konstantinopolis’e göç etmek zorunda kaldığında herkes bir şekilde Ruslara yardım etti : Türkler, Ermeniler, Fransızlar, İngilizler. Rumlar hariç . Rumlar yapacağını yaptı ve Ruslara kiralanan oda fiyatlarını iki katına çıkardı.
"Sokakta yürürken aktör arkadaşım damdan düşer gibi üstüme atladı. Aslında üçüncü kattan atılmış da tam üstüme düşmüş gibi desem daha doğru."
"Bir keresinde Yazlık Bahce'de bir bankta kucağında bebekle bir dadı görmüştüm. Kadın dalgın bir vaziyette çocuğun saç tellerini koparıp fal bakıyordu: seviyor,sevmiyor,seviyor,sevmiyor."
-İşte bu aşk kumarıydı,olayla hiç ilgisi bulunmayan üçüncü kişileri saçından eden bir aşkın kumarı.
Tanımadığı insanların cenazelerinde gülüp eğleniyor... Yine yerden göğe kadar haklı. Çünkü bilge, bir kişinin nihayet rahata ermesinden içten içe mutluluk duyuyor.
Arkadi Averçenko
Sayfa 6 - İş Bankası Kültür Yayınları
Uzak ülkelerde kahve plantasyonlarında yakıcı güneş altında binlerce yarı çıplak insan milyarlarca kahve çekirdeği elde etmek için çalışıyor, çabalıyor.
Sonra elde edilen bu kahve gemilere yükleniyor.
Gemiler binlerce fersah mesafeyi aşıyor.
Sonra kahve çuvalları Konstantinopolis'te karaya çıkarılıyor.
Sonra kahve öğütülüyor.
Sonra kavruluyor.
Sonra kahvehanelere getiriliyor.
Pişiriliyor ve sadece bir fincan kahve eşliğinde iş konuşabilen konuklara servis ediliyor.
Sonra bu işlerden hiç bir halt çıkmıyor.
Ve benim o kadar canım yanıyor ki... Kahve eşliğinde konuşulan hiçbir iş bir yere varmayacaksa binlerce yarı çıplak insanın amansız güneşin altında pişmesine, gemilerin yüzmesine, hamalların yükü boşaltmasına, başka birilerinin öğütmesine, kavurmasına, pişirmesine ne gerek vardı?
Düğünde acı acı gözyaşı döküyor... E, haklı ama! Tek başına bile yüzüp kurtulmanın kolay olmadığı fırtınalı denizlere el ele verip balıklama dalan akılsız bir çifte acımaktan daha doğal ne var?
Arkadi Averçenko
Sayfa 5 - İş Bankası Kültür Yayınları
152 syf.
·3 günde·7/10
Nasıl yorum yazacağım bilemedim şimdi. Kitabı sevdim mi onu da anlamadım.🤔🤔 Ilk sayfaları okurken hoşuma gitti ama sonlara doğru da sıkıldım sanki.
.
.
Averçenko, 1920'de Bolşeviklerin Kırım'ı istila etmesi nedeniyle Istanbul'un yolunu tutan Rus göçmenlerden biri. Kitabında Istanbul'da ve bir sonraki durak olan Prag'da geçirdiği günleri anlatıyor. Işgal altında olan Istanbul'un genel atmosferine hiç değinmediği gibi şehrin güzelliğine ya da tarihi zenginliğine iltifat etmiyor. Soylu ve zengin Rusların karşılaştıkları zorlukları vs ele almış. Kendisi de ilk geldiği zamanlarda öyle saf ki. Kandırılıyor ama pek de umrunda değil. Okurken 'amma da safsın, az gözünü aç yahu' dedim. Tabii şehirden gideceği sırada ilk saf günlerinden eser kalmıyor. Rusların ayakta kalma mücadelesini mizahi bir dille anlatmış.
.
.
Genel anlamda çok sevdim diyemem. Zaten ben Rus edebiyatında illâ ki bir bocalama yaşıyorum ama bu kitabı diğerlerinden ayıran özellik balolar, verilen büyük büyük yemekler vs yani klasik Rus edebiyatının gözde unsurları yoktu.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Ah şu İstanbul sen nasıl bir şehirsin. Adın ve görünüşün değişir de senin insanlarda üzerinde bıraktığın etkin hiç değişmez. İnsanlar yüzyıllardır sana Konstantinopolis diye hitap ediyorken birden İstanbul demeye başladılar. Ama görüşün tarihle beraber değişti. Dünya gelişirken sende onla beraber değiştin.

Şu büyülü şehre gelip de değişmeyen var mı acaba? Buraya gelen insan buradan ayrılırken farklı ayrılır. Burada büyüyenler de o doğdukları zamanki saf duygularını zamanla kaybederler. Bazıları temiz kalmayı başarır ama nereye kadar?

Okurken kendimi eski İstanbul sokaklarında yaşıyormuşum gibi hissettim gerçekten. Eskiden bu şehir kozmopolit bir yapıya sahipmiş ve farklı kökenlerden gelen insanlar birbirinin görüşlerine saygı duyarak çok iyi bir şekilde yaşamalarını sürdürüyormuş . Şuan ki İstanbul'a bakarsak en basitinden farklı renklerde takımları destekliyor diye insanlar birbirlerinin canını yakıyor veya kötüsü canına kıyıyor..

Kitapta yazarımız İstanbul'a gelip bir sürü yaşadıktan sonra burada gördüğü hadiseleri ve şehrin büyüsünde insanların nasıl değiştiğini kendi karakteri üzerinden anlatarak bizlere aktarıyor.Okurken aklım arada bir Sait Faik Abasıyanık'a gitmedi değil ama sadece dil olarak ona benziyordu. Genel hatlarıyla güzel bir eserdi gerçekten okurken eğlendiren ve tarihsel olarak düşündüren bir yapısı var.

Safdil olmak kötü bir şey değil ama önemli olan kime karşı Safdil olmanızdır..
152 syf.
#okudumbitti
Rusya'dan Kostantinopolis'e giden gemide bir yazar 'Safdil'.
Bir çok ulusa ev sahipliği yapan Kostantinopolis'te Safdilin başına gelen olayları mizahi bir dille kalemle alıyor yazar. Bilmediğiniz dili konuşan insanların arasında bambaşka bir şehirde başınıza nelerin gelebileceğini görüyorsunuz.
Akıcı bir üslupla ele alınan kitap gereksiz detaylara yer vermeden sizi dönemin o günlerine yolculuk yaptırıyor. Değişik ve güzel bir öykü.
152 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
Hayal edin 1918 - 1923 yılları arasında istanbul işgal altında düşman askerleri sokaklarda her an her şeyi yapabilecek güce sahipler.
Açıkçası bu durumda İstanbulun güzelliğine iltifat edilemesi veya şehrin tarihi özelliklerini ortaya çıkarılması beni hiç ilgilendirmiyor .
Daha önce bu durumdaki İstanbul ile ilgili hiç bir kitap okumamıştım .
Yazarın derdi, Rus göçmenlerin yaşadığı küçük ve komik hikayeleri ( Çehov tarzı ) bizlere anlatmak, benim derdim ise (sürekli olarak gittiğim Pera başta, olmak üzere ) olaylar sırasında İstanbulun o halini hayal etmek, ayrıca hikayelerde hiç de fena değil, bazılarına yüksek sesle güldüğüm bile oldu. Mesela ;
Günümüz İstanbulunda her an duyulabilecek ancak sonundaki kelimelerin insanı gülümseteceği şu hikaye gibi.

Tüm zengin ve asil Rusların İstanbula kaçması sonunda iki arkadaş arasında şöyle bir sohbet oluyor ;
"Yeni bir yer keşfettim , tek kelimeyle enfes! Öyle hatunlar var ki içeride ... Hepsi Rus ! Prenses mi istersin , barones mi , ne ararsan var! "
kitabın bir sayfasında yakaladığım İstanbulun o zamanki haliyle ilgili olan , şu sahneye ne dersiniz .
Beyoğlu'nda bir lokantaya giden yazar ,dövülmüş etle! hazırlanmış köfteyi bir bardak soğuk birayla mideye indirirken karşı duvardaki Venizelos portrelerini seyrediyor.
( Tüm Rum lokantalarında "Venizelos" resimleri asılı , sokak satıcısının bağırmasını "Kemalistlerin" İstanbulu ele geçiriyor sanıp paniklemeleri vs..)
Hiç bir siyasi düşünce ve propaganda olmaksızın , o zamanki İstanbulu (bir bölümünü ) hayal edebilmek için kısıtlı bilgiler içeren güzel bir kitap.
152 syf.
·9/10
#okudumbitti Arkadi Averçenko, 1920’de Bolşeviklerin Kırım’ı istila etmesi nedeniyle İstanbul’un yolunu tutan Rus göçmenlerden biriydi. Bir Safdilin Hatıra Defteri’nde İstanbul’da ve bir sonraki durağı Prag’da geçirdiği günleri anlatır. Aralarında hayatlarında ilk kez geçimlerini sağlamak için çalışmak zorunda kalan soylu ve zengin Rusların da bulunduğu göçmenlerin karşılaştıkları zorluklara odaklanırken İstanbul’u fon olarak kullanır. Hayatın yalnızca göçmenler için değil, yerliler için de çok zor olduğu işgal altındaki İstanbul’un genel atmosferine hiç değinmediği gibi, şehrin güzelliğine ya da barındırdığı tarihi hazinelere de iltifat etmez. Daha çok yabancı nüfusun yoğun olduğu Galata ve Pera civarında yaşayan Rusların ayakta kalma mücadelelerini son derece mizahi bir dille aktarıyor. #kitapyorumum safdil öldü Bilgelik,kurnazlık,içten pazarlılık ve acımasızlık yaşadığımız yıllara damgasını vurdu Şaşırdık mı HAYIR...
152 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
İstanbul için değişen birey olmamış şu eseri okuduğunuzda. Ne kadar saf bir dil olarak gelseniz de bu şehre değişiyorsunuz istemeden. “Duvarda asılı aynaya bakıyorum, hayır yüzümde içten pazarlıklı kurnaz hatta acımasızlar bir şeyler belirmiş gibi.. Konstantinopolis Rusya’dan gelen Safdil’ i yok etti”
145 syf.
·84 günde·Puan vermedi
Kitap ilk başta eğlenceli başlasada sonrasında sıkıcılaşmaya başlıyor. O dönemde İstanbul'da yaşamış Rusların hayatına bir bakış atmak isteyenler okuyabilir. Beğendim mi yoksa beğenmedim mi emin değilim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Arkadi Averçenko
Tam adı:
Arkadiy Timofeyeviç Averçenko
Unvan:
Yazar
Doğum:
Sivastopol, Rusya, 27 Mart 1881
Ölüm:
Prag, Çekya, 12 Mart 1925
Ünlü bir mizahçıdır. Başarısını özellikle, tanınmış yazar ve sanatçılarla birlikte Petrograd'da yayımladığı Satirikon adlı dergiye borçludur.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 31 okur okudu.
  • 37 okur okuyacak.