Adil değil.
Ama ne zaman oldu ki hayat?
Yürüyemediğinde,bir bebek gibi emeklemek zorundasın; panik atak geçirirken tüm oksijeni çekmek ister ciğerlerin içine bu yüzden kağıt bir keseden solumalısın. Bu eller bir zamanlar dünyadaki en sevdiğin insanlarınkine dolanan, bu gözler mutluluğun kanlı canlı karşısında dikilebileceğine seni inandıran,bu diziler hayal kırıklıklarının üzerine düşüren seni;bu hisler kalbini ölecekmiş gibi çarpıtan,bu gözyaşları ne zaman istemesem akan yanaklarımdan aşağı...
Dünya biraz bulanık bu günlerde.
Ya da sebebi gözyaşları.
Birini ölüme itmiyor olabilirsiniz… Ama yaşamasına da sebep değilsiniz. Değillerdi. Olmamışlardı. Yalnız büyümüştüm ben. Duygulara aciz,duygulara korkaktım. Duyarsam bir fısıltı,gardımı indirir yaşamak zorunda kalırım sanmıştım.
Beni bu hisle yaşatmayacak dünya,bu hissi benim içimde yaşatıyordu.
Dinle beni deniz gözlü yabacı.
Kaçtığım yerler hep deniz kenarları.
“Yara izi olsam taşımaz mıydın beni tenimde?”
Göğsümde,Pars.
Hiç geçmez izi,iyileşmez yarası.
Ve onunla yüz hayat yaşasak,
Biri yetmişti.
Yeniden doğup yeniden ölsek birlikte,
Birlikte… Neden değiliz birlikte?
Aldığı hiçbir nefesi,
Son nefesi.
Benim için vermezdi,bilirdim.
Benim için vermişti.
Hissetmek istemezdim ya da uyanmak yeni bir sabaha. Sabahların ne anlamı var ki? Kimsen yok. Bir amacın olsa bile ait hissetmiyorsun,aitlik hissi için çabalıyorsun ama işe yaramıyor işte bir şeyler. Gerçeğe ihtiyacın var.