Her şeye rağmen şuna inanıyorum ki: Mutluluktan ölebilirse eğer insan, çoktan ölmüş olmam gerekirdi benim. Ve yazgısı ölüm olan biri yalnızca mutluluk sayesinde kalabilirse hayatta, öyleyse yaşayacağım demektir Milena.
sana kavuştum.
ne kadar zamandır seni bekliyordum ah bir bilsen
bir bilsen şimdi sana karşı kurduğum gitmek temalı cümlelerin bir kelimesini bile ciddye almazsın ama bilmeyeceksin asla bilemeyeceksin
evet sana kavuştum ama sana kavuştukça korkularım daha da arttı
seninle yakınlaştıkça kaygılarımla da yakınlaştım
meğerse sen benim gelecek kaygılarımmışsın
seni istediğim bir gelecek var ama o gelecekte sen sen değilsin ki
ben hayallerimle süslemişim seni
ben hayallerimde tabularla bezemişim seni
seni sen olarak sevsem de tabularımsız kaygılıyım
senden kurtulursam kaygılarımdan da kurtulacağım ama ben kurtulmak istemiyorum
ben senden değil kaygılarımdan kaçmışım bunca zaman
affet beni eğer bir gün gidersem
beni bağışla eğer bir gün kaygılarıma yenik düşer onları yenemezsem
beni affet eğer kendimi seçersem
affet olur mu
“Ama sevinç ve mutluluk insanı ne kadar da güzel kılıyor! Kalp aşkla nasıl da kaynıyor! İnsan bütün kalbini bir başka kalbe akıtmak istiyor, her şey neşeli olsun her şey gülsün istiyor. Ve bu sevinç ne kadar bulaşıcı! Dün sözlerinde öyle hoşluk, kalbinde bana karşı öyle iyilik vardı ki… Beni öyle kolluyor, bana öyle sokuluyordu, kalbime öyle bir yakınlık gösteriyor, öyle bir cesaretlendiriyordu ki… Ah, mutluluktan ne cilveler yapıyor insan! Bense… Bütün bunları iyi yanından alıyordum; sanıyordum ki o… Ama Tanrım, bunu nasıl düşünebildim? Bütün bunlar bana değil, bir başkasına ait olduğunu bile bile nasıl bu kadar kör olabildim; sonuçta, bu kibarlığı, bu özeni, bu sevgisi bile… evet bana olan sevgisi, yakında diğeriyle buluşacak olmanın sevincinden, mutluluğunu bana da bulaştırma arzusundan başka bir şey değildi.”
Nasıl yazın geldiğini kanıtlamak için bir kırlangıcın ve tek bir sıcak günün gelişinden fazlası gerekiyorsa, aynı şekilde birkaç keyif ânı da gerçek mutluluğa denk düşmez.