"intihar, akla düşen bir damla asittir. Onunla yıkanmasını bilenmeyen delik deşik olur ve erir. Bu yüzden intiharın eşiğinde n dönen yoktur. Oraya varan orada yaşar .Oraya varan orada ölür .Şimdi sen de o eşiktesin. O eşiğin altında .Ölene kadar. Korkma, sağlamdır yerin. Üstüne gökyüzü çökse, yıkılmaz zihnin. Çünkü durduğun yerde, umursamayacaksın insanlığı. Ama unutma, tırnağın kırılsa mermiyle dolduracaksın ağzını."
Bir insandan bu kadar nefret etmek ve onun tarafından önemsenmeyi bu kadar istemek, aynı anda nasıl mümkün olabiliyordu ? Bu iki istek de aynı bedende kendilerine nasıl yer bulabiliyordu?