Fikret Anıl AKBAY

Fikret Anıl AKBAY
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 23:49
Zweig aşkı romantize etmiyor, aksine, aşkın insanı nasıl silikleştirebileceğini, kimliğini nasıl yok edebileceğini gösteriyor. Kadın, hayatını sevdiği adamın etrafında örer; Fakat adam onun hayatında merkezde iken, kadın adamın hayatında bir gölgeden ibarettir. O hiç varolmamıştır. Eserin en sarsıcı yönü de “tanınmamak”tır aslında. Fiziksel yakınlık var ama zihinsel ve duygusal bir bağ yok. Belkide bu, modern insanın en büyük trajedilerinden biri maalesef...
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2017564 okunma
Reklam
Cehaletin Sopası
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 13:48
Vurun Kahpeye’yi belki yirmi beş yıl önce okumuştum. Aradan geçen onca zamana rağmen, bugün yeniden okuduğumda ilk günkü kadar etkilendim. Halide Edip Adıvar’ın Kurtuluş Mücadelesi’nin bizzat içinde yer almış olması ve güçlü dili, bu romanı olduğu kadar tüm eserlerini de yeniden ve dikkatle okumayı gerekli kılıyor. Romana gelince; Aliye, yalnızca bir öğretmen değildir; Sorgulayan, itaat etmeyen, düşünen insanın simgesidir. Tam da bu yüzden hedeftir. Çünkü cehalet, düşündüreni susturmak, aydınlığı ise karartmak ister. Romanda halkın öfkesi kendiliğinden doğmaz. Din, hakikatin değil çıkarın dili haline getirilir; Ahlak, iktidarın sopasına dönüşür. Kadın bedeni ve kadın sesi bu sopanın ilk hedefidir. Aliye’nin suçu kirli bir düzene boyun eğmemektir. Halide Edip’in çizdiği aydınlık ile karanlık arasındaki bu savaş bugün de sürmektedir. Cehalet kalabalıkla, linç kutsallıkla örtülür. Aydın ise “fazla konuştuğu” için yalnız bırakılır. Elbette ki kahpe olan aydınlığı karartmak için kutsalı kirleten düzendir...
Edebiyat
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
9/10
·85 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 19:22
Bu kitap satrançtan çok, yalnızlık, iktidar, aklın parçalanışı ve insanın kendisiyle verdiği savaş hakkında yazılmıştır. Yetenekli ama ruhsuz, mekanik bir zihin ve onun karşısına Nazi zulmü altında tek kişilik bir hücrede aylarca tutulmuş, zihnini ayakta tutabilmek için bir satranç kitabını ezberleyerek hayatta kalmaya çalışmış bir beyin. Dr. B.’nin trajedisi burada başlıyor. Satranç onu kurtardığı kadar parçalıyor da. Hem beyaz hem siyah olmak, hem saldıran hem savunan olmak. Bu noktada satranç, özgürlüğün değil, takıntının simgesine dönüşmüş durumda. Zweig’in kendi sürgünlüğü ve çaresizliği bu metnin her satırında hissediliyor. Satranç, Zweig’in dünyaya, akla ve insanlığa duyduğu umudun tükendiği noktada yazılmış. Dr. B 'nin oyunu bırakması intihar gibi de düşünülebilir. Oyunu bırakma ile hayatı bırakmak özdeşleştirilmiş olabilir. Belki de intihar öncesi yazılmış son kitabı olması nedeniyle biz öyle yorumluyor olabiliriz :) Dış dünyadan koparılmış, düşünmeye mahkûm edilmiş ve sonunda zihni tarafından yaralanmış bir insan... Satranç, insanın nasıl yalnızlaştırdığını, insanın ise bu yalnızlıkta kendi zihninin kurbanı olabileceğini gösteriyor. Kitap boyunca hissedilen baskı, hücre duvarlarından çok insanın kafasının içindedir ve sonunda şunu fark ederiz: En tehlikeli hapishane, insanın kendi zihnidir.
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2004279,2bin okunma
7/10
·324 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 14:29
Görmek Üzerine Bir Görüş Yazısı José Saramago’nun Görmek romanı aslında modern demokrasinin içinin nasıl boşaltıldığını, halk–iktidar ilişkisinin nasıl bir korku düzenine dönüştüğünü anlatan politik bir kitap. Körlük’te bedenler kördü; Görmek’te ise iktidar... Her iktidar düzeni, varlığını sürdürebilmek için bir düşmana ihtiyaç duyar. Tehdit yoksa, icat edilir. Komplo kurulur. Masumiyet şüpheli hale getirilir. Sessizlik bile suç deliline dönüşür. İktidar, rızaya değil korkuya dayanır. Meşruiyetini halktan değil, korkudan alır. Güç, ikna ederek değil bastırarak korunur. Ve sistem, kendi sürekliliği için gerçeği değil, düzeni önemser. Körlük’te insanlar görme yetisini kaybetmişti. Görmek’te ise insanlar görmeye başlar. Asıl felaket de budur zaten. Çünkü gören insan yönetilemez... Demokrasi, sadece sandık değildir. Demokrasi, bilinçtir. Ve bilinç iktidarın en büyük tehdididir.
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
“Mecburiyet”, dışarıdan gelen bir güçten çok, insanın içine yerleşen korku ve suçluluk duygusu ile işler. Tehdit bir noktadan sonra içselleşir; artık baskıyı uygulayan dış güç değil, kişinin kendi zihnidir.
MecburiyetStefan Zweig · Düzyazı Yayınevi · 201775bin okunma
Reklam