Kadir İnanır'ın ardından çok şey yazılabilir, çok şey konuşulabilir, ki o, şüphesiz bu ülkenin dev isimlerinden birisiydi... Bizim ülkemiz Yeşilçamı ve Yeşilçamdakileri çok sevdi... Hatta, Yeşilçam bitmiş olmasına rağmen, sevilmekten, değer görmekten geri kalmadı... Ben de iflah olmaz bir Yeşilçam tutkunuyum ve o dünyanın içerisinde yer alan herşeyi, herkesi çok önemsiyorum ve çok seviyorum... Kadir İnanır, bu mecrada hep zirvede oldu... O, Yeşiçam'ın bir devi olarak hep değer gördü... O, sadece bir aktör olarak yerinde durmadı, siyasi bir duruşta sergileyerek zaman zaman ülke gündeminde bu anlamda da yer aldı... Siyasi çıkışlarıyla bazen bir kesimi, bazen başka bir kesimi karşısına aldı... Tercihleriyle hayran kitlesini üzdüğü söylendi, sosyal medyada hakkında hakarete varacak nitelikte yazanlar oldu, kızanlar oldu... Siyasi olarak durduğu yerler benimde hiç gitmedi, beni de üzdü belki ama, ben onu "Yeşilçam'ın dev aktörü Kadir İnanır" olarak sevdiğim için öteki yanıyla hiç karıştırmadım... Siyasi duruşunu ve bulunduğu yeri beğenmedim ama filmlerini, sanatını, oyunculuğunu, karizmasını çok sevdim... Çünkü o, Yeşilçam'ın Kadir İnanır'ı idi... Çocukluğumuzdan başlayıp, yakın yıllarımıza kadar, onca anılar, hatıralar bırakmış, bize unutulmaz anlar yaşatmış bir isimdi... Sadece bu da değil, o ve onun dönemindeki hepsi, bize koskoca bir geçmişi anımsatan bir sembol olmuşlardır... Bir zamanlar yaşadığımız yerleri... Bir zamanlar birlikte yaşadığımız insanları... Bir zamanları... Onun gibi olmak istedik hep... Onun gibi sert, onun gibi racon kesebilen, onun gibi karizmatik, onun gibi yakışıklı... Saçlarımız onun gibi olsun istedik, bıyıklarımız, onun gibi, durşumuz onun gibi... "Kadir İnanır bakışı" diye bir tabir vardır ya, işte öyle bakabilmeyi
قال  مجيب بن موسى الأصبهاني يقول كنت عديل سفيان الثوري إلى مكة، فكان يكثر البكاء، فقلت له يا أبا عبد الله، بكاؤك هذا خوفا من الذنوب؟ قالفأخذ عودا من المحمل فرمى ب وقال لذنوبي أهون علي من هذا ولكني أخاف أن ‌أسلب ‌التوحيد أخبار إصبهان ٢/٢٩٥ Mucib Bin Mûsa el İsbehânî şöyle dedi: Sûfyân es Sevrî ile birlikte Mekke'ye gitmekteydim onun çokça ağladığını görünce ey Ebû Abdullah seni ağlatan sebebin günahlarından dolayı mı dedim ? sepetten bir sopa alıp fırlatarak dedi ki günahlarım bana bundan daha kolay gelir ancak farkında olmadan Tevhid'in benden çekilip alınmasından korkuyorum. Ahbâru İsbehân 2/295.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aşkın (Cinsel Sevginin) Metafiziği, insanın, türün bir “bireyi” olarak kendi dışında bir yerde ve geçmiş zamanda yazılmış bir oyunun çaresiz edilgen aktörü olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. “Oyunun” senaristi olmasa da amaçlarının farkında olan ödünsüz merci, İRADE’dir. İrade, bütün canlı türlerin ideal tipinin korunup hayatta kalmasını sağlama kaygısı taşır. Türün bireyi (insan-hayvan) içine irade tarafından içgüdü halinde yerleştirilmiş dürtülerin doyum taleplerinin edilgen hizmetçisidir. Türün korunup devam etmesi bakımından tayin edici önem taşıyan “cinsel dürtü”nün tamamlayıcısı “cinsel sevgi”nin. dikkatle değerlendirilmesi gereken mutlak ya da nispi özellikleri, uyulması gereken kuralları vardır; bu oyun kurallarını, “türün aleyhine” sonuç almaksızın, kimse ihlal edemez. Aşkın Metafiziği: Kör iradenin tutsaklığı.
Alıntı
Neşet Ertaş sözleri Görünen bir yaram yok ama her yerim sızlıyor Neşet Ertaş Gönlün'ün eşini bulan garip değildir.'' ''Aşk biterse yorulur insan, ben ne zaman ölürsem Neşet yoruldu desinler.'' ''Ne söyleyim şu dünyanın haline dağlar ayrı ayrı, çöl ayrı ayrı, şu insanlar bölüşmüşler dünyayı Hudut ayrı ayrı yol ayrı ayrı.'' ''Biz doğduğumuzdan beri yoksulduk. Varlığı görmedik ki yoksulluktan şikayet edelim.'' 'şu insanlar bölüşmüşler dünyayı hudut ayrı ayrı yol ayrı ayrı.'' Özü gülmeyenin yüzü güler mi? Can yakıp da kalp kırma. Senin de gül benzin solacak bir gün. Her canlının kalbi Allah'a bağlı. Herkes ettiğini bulacak bir gün.. Darda kaldım diye umutsuz olma, Yok iken dünyayı var eden vardır. Mühür gözlüm, seni elden sakınırım kıskanırım. İnsanları birbirinden ayıran mezhepçilere karşıyım, mezheplere değil. Ahu gözlerini sevdiğim dilber, sana bir sözüm var diyemiyorum.
Müzik
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK VE ALGORİTMİK KAPİTALİZMİN SERT DUVARI: ROBIN HOOD MİTOSUNDAN DİJİTAL SİMÜLASYONUN İFLASINA KÜLTÜREL EKONOMİ-POLİTİK BİR MANİFESTO ALTYAPININ DÖNÜŞÜ VE MİTİK MORFOLOJİ Geç kapitalizmin ekonomi-politik yapısı, kendini mekânsız, bulut tabanlı, sürtünmesiz ve sonsuz bir akışkanlık olarak sunan siber-algoritmik bir illüzyon üzerine kuruludur. Gilles Deleuze’ün kontrol toplumu olarak kavramsallaştırdığı bu yeni evre, bireyin kodlar, şifreler, modülasyonlar ve sürekli veri akışlarıyla kesintisiz bir denetime tabi tutulduğu bir matriks vaat eder. Ancak bu vaat, ideolojik bir örtüden ibarettir. Algoritmik kapitalizm, kendini ne kadar soyut ve maddesizleştirilmiş olarak sunarsa sunsun, eninde sonunda evrenin bükülmez fizik yasalarına, termodinamiğin acımasız gerçekliğine ve somut coğrafi ya da jeopolitik boğaz noktalarına bağımlıdır. Bu makale, entelektüel tarihin en eski isyan mitlerinden biri olan Robin Hood figürünün çağlar boyunca geçirdiği morfolojik dönüşümleri temel alarak, kapitalizmin muhalif enerjiyi evcilleştirmek için ürettiği "Kültürel Artı-Değer" mekanizmasını deşifre etmektedir. Geliştirilen "Kültürel Termodinamik" teorisi uyarınca; sisteme karşı geliştirilen her radikal isyan, adalet talebi veya arzu nesnesi, kapitalist aygıt tarafından emilerek simülasyon evrenine tahvil edilir. Ne var ki, bu dijital simülasyonun sürdürülebilmesi için harcanan muazzam atomik ve fiziksel enerji, sistemi kaçınılmaz bir çöküş eşiğine, yani "Sert Duvar" gerçekliğine taşımaktadır. Michael Sarnoski’nin sinematik praksisinden Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi küresel ikonların ontolojik dönüşümlerine uzanan bu dokuz eksenli söküm matrisi, siber-panoptikonun elektriklerinin kesileceği o fiziksel sınırı ekonomi-politik, deterministik ve termodinamik
Felsefe
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Son olarak, simülasyonun maddi sınırları ve kodlanamaz yaşamın direniş potansiyeli incelenerek, kapitalizmin kaçınılmaz fiziksel çöküşü ve insanın kuantum belirsizliği aracılığıyla direniş olanakları tartışılmıştır. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur.
Felsefe