Dişi Kurdun Rüyaları, romanın Türkiye’deki ismidir. Orijinal adı Kıyamat’tır. İdam Yeri, Kader Ağı gibi isimleri de vardır. Nihayetinde bunların hepsi romanın içeriğine uygundur.
1988 yılında neşredilen Dişi Kurdun Rüyaları, büyük Aytmatov'un enfes üslubuyla tezyin ettiği iç içe hikayelerden oluşmakta. Özellikle Akbar ve Taşçaynar'ı anlattığı bölümler kurtların hayatı üzerine araştırma yapan bilim adamları tarafından da hayranlıkla karşılanmıştır.
Bu harika roman üç bölümden oluşuyor. Hatta birbiriyle kurtlar üzerinden kesişen üç hikayeden de diyebilirim.
Roman kurtlarla başlıyor. İki kurt var. Bunlardan erkek olanının adı Taşçaynar; yani Taşçiğner. Güçlü çenesi ve heybeti nedeniyle, taşı bile çiğneyebileceği varsayılarak çobanlar tarafından bu ad verilmiş ona. Dişisi ise Akbar. Romandaki ifadesiyle: “Yöredeki çobanların dişi kurda verdikleri ilk ad "Akdalı" (Akcıdav) idi. Az sonra halkın dilinde bu isim Akbörü'ye dönüştü. Daha sonra da ona, en ulu, en büyük anlamında Ekber ya da Akbar dediler. O zamanlar bunun, çok başka bir geleceğin, bir kaderin, bir ayrıcalığın işareti olduğunu kimse anlamamıştı.”
Kurtlar, binlerce yıldır atalarının yaşadıkları gibi bir hayat yaşamak istiyorlardı. Tabiat onların dünyasıydı. Ancak ne zaman insanlar bu doğal alanlarına müdahale ettiler, işte o zaman en tabii hakları olan yavru sahibi olmaları bile ellerinden alınıyor. Bunlardan ilkinde helikopterlerden yapılan yaylım ateş, ikincisinde yuvalarının da olduğu yerlerin yakılması ve sonuncu da ise bir hırsız, yavrularını ellerinden alacak.
Aytmatov, üç bölümde de yer verdiği bu iki kurdu o kadar başarılı anlatır ki, tarifsiz. Türkler tarafından sembol olarak kabul edilen bozkurt figürü, tıpkı Ergenekon yahut Bozkurt Destanlarında olduğu gibi capcanlı resmedilir. Nitekim onun en