Çünkü insanlara komuta edenin yasalara etmemesi gerektiğine göre, yasalara komuta edenin de insanlara etmemesi gerekir. Yoksa tutkularının aracı olan yasaları, çoğu zaman haksızlıklarını sürdürmekten başka bir işe yaramaz, birtakım kişisel görüşlerin kendi eserinin kutsallığını bozmasına da engel olamazdı hiçbir zaman.
Lykurgos yurdu için birtakım yasalar koyarken, önce krallıktan çekildi. Eski yunan sitelerinde yasaları yabancılara yaptırırlardı öteden beri.
Uluslara uygun gelecek en iyi toplum kurallarını bulup çıkarmak için, insanların bütün tutkularından geçtiği halde hiçbirine kapılmayan, insan doğasını adam akıllı bildiği hâlde, onunla hiçbir ilişkisi olmayan üstün bir zekâ gerekir.
Bağışlamaların sıklaşması, çok geçmeden suçluların artık bağışlanmalarına bile gerek kalmayacağını gösterir ve bunun nereye varacağını da herkes bilir.
Bu bağlanmada tuhaf olan şu ki, topluluk kişilerin mallarını kabul etmekle onları bu mallardan yoksun bırakmıyor, tam tersine, bunları yasal biçimde ellerinde tutmalarını sağlıyor. Zorbalıkla ele geçirme diye bir şey kalmıyor, onun yerini gerçek bir hak alıyor, yararlanma sahiplik oluyor. Böylece malları ellerinde bulunduranlara kamu mallarının inalı (mutemedi) gözü ile bakıldığı, haklarına bütün devletin üyelerince saygı gösterildiği ve bu haklar devletin bütün gücüyle yabancılara karşı savunulduğu için, bu kimseler halka, ama daha çok kendilerine yararlı bir mal aktarmasıyla verdiklerinin hepsini adeta geri almış oluyorlar.