Eğer Orhan Pamuk’tan sonra başka bir Türk Nobel alacak olsa bu kişi kesinlikle İhsan Oktay Anar olacaktır. Okuduğum yüzlerce kitap içerisinde kurgusunun eşi benzeri olmayan tek kitap Puslu Kıtalar Atlası oldu. Muazzam bir anlatım, çok zekice bir biri ile bağlanmış olaylar ve insanı hayrete düşüren bir kalite. Kitaba fantastik desem değil, tarihi roman desem değil, polisiye desem o da değil ama aynı zamanda hepsini içinde barındıran bir kitap.
İhsan Oktay Anar
Bir Gün Tek Başına Bir Gün Tek Başına kitabını okuduğumda ülkem adına üzüldüm. Bizim bu yıllarda yaşadığımız siyasi sorunlar, tanık olduğumuz siyasi çekişmeler, iktidarı elinde tutmak için başvurulan yöntemler, halkın ikiye bölünmesi gibi olayların tamamının 1950 lerde yaşandığını bilmek karamsarlığa sürükledi beni. Bu halk hiç mi akıllanmaz, yaşananlardan hiç ders almaz mıda tekrar tekrar aynı olaylar farklı figüranlarla kendisini sunuluyor ve kendisi de her seferinde bunu yutuyor. Diğer taraftan Vedat Türkali bu romanında dönemin siyasi olaylarını harika bir aşk hikayesi ışığında yazmış. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Vedat Türkali