Bir anlamda ben sahiden de ölümle burun buruna yaşadım ne de olsa. Ağaç dalında yapışıp kalmış böcek kabuğu gibi, rüzgar biraz güçlü esse sonsuza kadar savrulup gidiverecekmiş gibi, bu dünyaya yapışıp yaşamayı sürdürdüm.
Acı, kalbin patlaması gibiymiş. Sırrını açığa vurmamak için ölmek istemekmiş. Acı, kollarda ve kafada zerre kadar kuvvet kalmaması, hatta yastıkda kafanın bir taraftan diğer tarafa döndürülememesiydi.