Puan vermedi·348 syf.··
2026 307. kitabı
Nikos Kazancakis, Zorba adlı bu ölümsüz modern klasik romanında, hayata tamamen kitapların ve felsefenin penceresinden bakan entelektüel, genç bir yazar ile onun Girit'te işleteceği linyit madeninde ustabaşı olarak işe aldığı, hayatı tüm coşkusuyla, içgüdüleriyle ve kuralsızca yaşayan Aleksi Zorba'nın dostluğunu konu alır. Yazar; bu iki zıt karakterin çatışması ve derin sohbetleri üzerinden akıl ile tutku, teori ile pratik, ruh ile beden arasındaki ebedi çelişkiyi sorgularken; hayatın anlamını, ölümü, özgürlüğü, müziğin ve dansın iyileştirici gücünü felsefi, sarsıcı ve yaşama sevinci aşılayan destansı bir dille işler.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:55
​ Ayşe Şasa - Bir Ruh Macerası ​"Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti... Varoluşuna sahih bir neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hali, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım... Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin..." ​Ayşe Şasa'nın hayatını anlattığı bu kitap, yine çok derin duygular ve dersler içeriyor. Kitapta yazarın çocukluğundan, genç kızlığından, ailesinden, evliliklerinden ve en önemlisi de sevgisizlikle geçen çocukluğunun sonucunda yaşamak zorunda kaldığı o korkunç yıllardan bahsediliyor. Bu zorlu sürecin ardından yatırıldığı akıl hastanesini ve sonrasında yaşadığı müthiş değişimi hayranlıkla okuyoruz. ​Yaşayıp büyüdüğü topluma hiçbir zaman kendini ait hissetmeyen Şasa, hayatı boyunca hep bir arayış içindedir. Bir varoluş mücadelesiyle kendi özüne ulaşmak için çabalarken, bir yandan da sinema sektöründe var olma mücadelesi vermektedir. Nitekim yaşadığı büyük buhran sonucunda gözlerini bir akıl hastanesinde açar. İşte tam o noktada, kendisinde eksik olan o şeyi bulur: Çözüm İslam’dadır. Kul "Bittim" demiştir, Allahü Teâlâ ise "Yettim" demiştir. Böylece Ayşe Şasa kendi özüne iner ve kendisinden yepyeni bir Ayşe Şasa inşa eder. ​Daha fazla detaya girmek isterdim; hatta bu kitap ve yazarın yaşadıkları üzerine saatlerce konuşabilir, sayfalarca yazabilirim. Ancak en güzeli, bu serüvene sizlerin bizzat şahit olması. Çünkü genellikle bu denli büyük bir boşluğa düşen insanların sonu ne yazık ki intihar oluyor. Fakat Ayşe Şasa bunun aksini kanıtlıyor; maneviyatımızı ve inancımızı güçlendirirsek kurtulabileceğimize inanıyor. Gerçek kurtuluşun inanmakta ve İslam’da olduğunu gösteriyor. Ne mutlu ona... ​Keyifle okudum,
Bir Ruh MacerasıAyşe Şasa · Ketebe Yayınları · 20223,035 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·800 syf.··
2026 81. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:05
Öncelikle kitaba dair hislerimi belirteyim. Beğendim beğenmedim arasında bıraktı beni kitap. İlk üç cilt harika devam etti. Ama burada zaman zaman karmaşa yaşattı bana. Anlamakta zorladı bazı yerleri ve bu da beni yordu. Bu cilt Çorak Topraklar ın bittiği o heyecanlı noktadan, yani akıl hastası tren Blaine ile yapılan ölümcül bilmece yarışı ile devam ediyor. Daha sonra araya o çok sevilen karakter Roland'ın geçmişi giriyor ki esas kargaşa burada başlıyor. Ney gerçek ney rüya anlamakta zorlandım. Yoğun bir western atmosferi ve fantastik macere birbirine girmiş. Ama seride daha maceralar devam edecek anlaşılan. Çünkü kahramanlarımızın yolculuğu sürüyor. Serinin hayranlarının mutlaka okuması gerekir. İlginiz yoksa tavsiye etmem. Kitap çok uzun, zamana yayarak okumak gerek. Bir de tamamen sessiz kafanızın başka şeyle meşgul olmadığı bir ortamda okumak gerekir kitabı ki daha anlaşılır olsun. İyi okumalar dilerim.
Alıntı
Büyücü ve Cam KüreStephen King · Altın Kitaplar · 20181,182 okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:17
"Çocukluğumu aramak bir rodeo atına binmek gibiydi; er ya da geç üzerinden fırlatılacağımı biliyordum." Alex Schulman kitaplarını okuduysanız az çok tahmin edersiniz ki, hikâyelerin sonu bir şekilde çocukluk travmalarına çıkar. Bu beni nedense hiç rahatsız etmiyor. Aksine okuduğum her kitabında düğümler çözüldükçe "Oh be!" diyor, adeta baş karakterle birlikte ben de yüklerimden kurtuluyorum. Öğretmenlik yapan kırk beş yaşındaki Vidar'ın, iki yıl önce kaybettiği babasından kalan eşyaların arasından bir telefon rehberi bulmasıyla başlıyor olaylar. İçgüdüsel bir hareketle, çocukken yaşadığı yazlık evin telefon numarasını çeviriyor ve bingo! Telefonu babası açıyor. :) Her gün aramaya başlıyor Vidar, aile bireylerinin hepsiyle konuştuğu gibi, kendi çocukluğu ile de adeta dost oluyor. :') Kendi çocukluğunuzla sohbet ettiğinizi düşünsenize.Okurken bile tüylerim diken diken oldu benim. Her aradığında ailenin yılın aynı gününü yaşadığını fark ediyor: 17 Haziran 1986. Ve bugünün bir anlamı olduğunu, bir sır taşıdığını, önemli bir olay yaşanmış olduğunu keşfediyor fakat bu gizemi çözmek tam bir yılına mal oluyor, tabii bir de akıl sağlığına. Paralel evren mi, büyülü gerçekçilik mi derken ikisinin de olmadığını çabucak anlıyorsunuz. İkisi de Schulman'ın tarzı değil zaten. Velhasıl; bir çeşit kırılma noktasının olduğu o günün, aslında sıradan bir gün olmadığını, yetişkin bir insanın hayatını bugün bile derinden etkileyecek bir yaranın aslında o gün açıldığını ve Vidar'ın belki de ruhunda buna benzer daha ne yaralar taşıdığını boğazınızda bir yumru ile idrak ediyorsunuz. Çocukluğumuzda oluşan ve bir ömür boyu kapatamadığımız o gedikler... Kiminin varlığından bile haberdar olmadığımız o koca çukurlar... Kendi çocukluğunun korkularını gidermek, ona güven vermeye, onu korumaya
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,240 okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Selamlar kitapkurtlarım. Size bir soru ile geldim. Sabah uyandığınızda veya durduk yere kendinize “Ben mi şu an hayal alemindeyim, yoksa rüyamda mı hayal alemindeydim?” diye o karman çorman düşüncelere daldığınız oldu mu? İşte böyle birkitap var elimde: Karanlık Madde. Kendi kendime rüyalarımdaki o hayatı öyle bir seviyorum ki geri dönmek istemiyorum veya hiç sevmeyip “Çok şükür benim gerçek hayatım burasıymış” diyerek can havliyle uyanıyorum. Kitabı okurken aklım sürekli bu gitgellerle ve şu soruyla boğuştu:Belki de şu an bu dünyada varolan halimiz, sadece tek bir olasılığın sonucu. Çoklu âlemlerin, farklı boyutların içerisinde bu hayatın bambaşka versiyonları aynı anda yaşanıyor olabilir. Başka bir boyutta, seçmiş olduğumuz farklı olasılıkların getirdiği bambaşka bir sonuçla, tamamen farklı bir formda hayat süren diğer “bizler” nefes alıyor olabilir. Rüyalarımızda gidip geldiğimiz, bazen kaybolduğumuz o yerler belki de sadece basit birer rüya değildir; ruhumuzun veya zihnimizin diğer âlemlerdeki versiyonlarımıza anlık birer ziyaretidir, kim bilir? O’na salat ve selam göndermiyor muyuz? İşin fizik kuralları, paralel evrenleri ya da kuantum kutuları sadece bu hikayenin bilimsel süsü. Kitap resmen bizim ihtimaller algımızla oynuyor. Kendi gerçekliğinin kıymetini bilmek ya da “ya diğer boyuttaki, diğer formdaki halim daha güzelse” diye o sarsıcı boşluğa düşmek isteyenler için harika bir yolculuk. Hikaye, kuantum fiziği profesörü olan Jason Dessen’ın etrafında dönüyor. Jason, ailesiyle mutlu ve sıradan bir hayat yaşarken bir gece maskeli bir yabancı tarafından kaçırılır. Kendine geldiğinde, hayatı tamamen değişmiştir: Artık evli değildir ve bir oğlu yoktur.Sıradan bir profesör değil, kuantum fiziğinde devrim yaratmış, imkansız bir teknolojiyi (çoklu evrenler arası
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018433 okunma
8/10
·392 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:18
Jane Austen’ın ilk romanı olan Akıl ve Tutku ile kendimi bir kez daha 19. yüzyıl İngiltere’sinin içinde buldum. Yine Austen’ın alışık olduğum üslubunu taşıyan, büyük olaylardan çok karakterlerin ilişkileri ve diyalogları üzerine kurulu bir romandı. İlk yarısı sakin ilerlese de ikinci yarıda olaylar biraz daha hareketleniyor. Elinor’un aklı ve ölçülülüğü ile Marianne’in duyguları ve tutkuları arasındaki denge hikayenin merkezinde yer alıyor. Bana iyi gelen, sakinliğiyle keyif veren bir okuma oldu. Kitap boyunca kendimi Elinor’a Marianne’den daha yakın hissederken buldum. Yine de Marianne’in duygularını daha açık yaşaması ve kendini daha kolay ifade edebilmesi de yer yer hak vermeme neden oldu. Belki de bu yüzden, kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey akıl ile duygunun birbirine üstünlüğünden çok, ikisi arasındaki denge oldu. Kitabın ardından 1995 yapımı film uyarlamasını da izledim. Elbette bazı farklılıklar vardı ancak dönemin atmosferini ve karakterleri yansıtma konusunda oldukça başarılı buldum. Okurken hissettiğim ambiyansı filmde de görmek güzeldi. Kitabı okuyanlara filmini de mutlaka izlemelerini tavsiye ederim.
Akıl ve TutkuJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma