Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük biraz daha artar...
Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. Her insan, kendinin bir şey önerdiği ânı bekler: Ne önerdiği önemli değildir. Bir sesi vardır ya, o yeter. Ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz...
En sonunda Küçük Prens yeniden sordu:
-“İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnız hissediyor insan kendini.”
-“İnsanların arasında da yalnız hissedebilirsin kendini.”
“ Yaşama tutunma konusunda inatçı olan batıl inançların, sofulukların, yobazlıkların, dogmaların, tüm bu hortlakların, sis perdelerinin altında dişleri ve tırnakları vardır; onlarla göğüs göğüse mücadele etmek, hiç durmadan savaşmak gerekir; çünkü hayaletlerle sonsuza dek çatışmaya mahkûm olmak insanlığın bahtsızlıklarından biridir. Karanlığı yakasından yakalayıp yere sermek zor iştir.”