Ali Osman Akış

Ali Osman Akış
@akisosman
Yüksek lisans
Muş alparslan Üniversitesi
5 Aralık 1990
24 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Koskoca bir çocukluktu belki; yanaklarımızı ısıran rüzgârlardan sıyrılıp, içimizi avutacak sahte düşlere sığınmamız… Damarlarımızda arzular akarken; biz o alevin diline su olamadık. Sessizce sönüp gittik, içimizde kaç dağ gizliden gizliye kül oldu, sayamadık. Sol yanımıza bastık avuçlarımızı; inadına umut, inadına yaşam diyerek. Üstümüzde kaç yıldız parladı, kaç yıldız yerinden kayıp düştü, fark edemedik. Dedik ki kalp budur; ister istemez kırılır, ister istemez yeniden filizlenir. Ama söyle, biz kaç kere toprağa gömüldük, kaç kere yeniden yeşerdik? #AliOsmanAkış
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şimdi Aynı Yaştayız
Bir soba tıkırtısıydı annem, kışa düşmüş nazar boncuğu, ve ben onun dizlerine baş koyduğumda Kudüs’te bir kandil yanardı, Bir kuş çırpınırdı Şam’ın nar bahçelerinde ve Evliya Çelebi bana annemi tarif ederdi, “Sükût, bir kadının elleriyle yoğrulmuş hâlidir,” derdi.
Edebiyat
Tufanla Gelen Kadın
O geldiğinde, sabah ezanı camlara değil, kalbimin kırık pencerelerine okundu. Saçları, zamanı bile sus pus eden bir denizdi. İsmi: unutmakla hatırlamak arasında salınan bir nida, Arapça'da "sıla", Farsça'da "ayrılık", Türkçe'de "o". #AliOsmanAkış
Edebiyat
Cüzdanımda resmi var İbrahim!
Cüzdanımda resmi var, İbrahim, siyah-beyaz bir yarım gülümseyiş... hüzünle alınmış pasaportluk bir suskunluk gibi — bir kadını sevmişsin ya sen de bilirsin, zaman, hatıralarını saklar; bir avuç yitik harf gibi eski defterlerin arasında unutur insan. Bir kadını sevmek İbrahim, sokakta düşen bir yaprağın gölgesini ezmemek gibidir. Ben onu severken en çok yürürken düşündüm, her adımda ayak izlerimi geri silen bir rüzgâr gibi, kendimden eksildim. Hicret gibi sevdim onu, Sokaktan eve değil, beni benden alıp kendine göç ettiren bir yolculuktu bu.
Şiir
“Görünmeyenin Hikmeti (Aydınlanmanın Sessizliği)
Suda doğan balık, okyanusun adını bilmez. Göğe açılmış ciğerlerimiz havayı yok sayar nefesten ibaretken. Gözlerimiz hep uzağa dikilir, içinde boğulduğumuzu görmeyiz. Zamanın ırmağında yüzen akıl, zamanın kendisini hiç tanımaz. Bilmek, bazen görmemekle başlar. Ve bazen, en yakınımızdaki hakikat en uzağa saklanır. Körlüğümüz, gözümüzde değil Cemil abi; içinden geçtiğimiz havanın kokusuzluğundadır. Çünkü kimse, içinde boğulduğu şeyi haritaya işlemez #AliOsmanAkış
Şiir