Ali Osman Akış

Ali Osman Akış
@akisosman
Yüksek lisans
Muş alparslan Üniversitesi
5 Aralık 1990
24 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Bütün hayvanlar eşittir… ama bazıları daha eşittir.
Puan vermedi
Bu cümle, Orwell’in hem keskin zekâsını hem de sistem eleştirisini bir çırpıda özetler. Hayvan Çiftliği, sadece bir fabl değil; totaliter rejimlerin, özellikle Sovyetler Birliği’nin ve Stalin döneminin acımasızlığını bir çiftlik alegorisi üzerinden anlatan politik bir roman. Bir çiftlikteki hayvanlar, insanların onları sömürmesinden bıkar ve isyan ederek çiftliği ele geçirirler. Başta herkes eşit ve özgürdür. Ama zamanla, domuzlar —özellikle Napoleon adlı karakter— kontrolü ele geçirir ve “eşitlik” yerini baskıya bırakır. Orwell’in dili sade ve akıcıdır. Ama basitliğin altında keskin bir hiciv yatar. Masal gibi başlayan hikâye, yavaş yavaş bir kabusa dönüşür. Özellikle çocuk kitabı gibi duran üslubun, yetişkinleri hedef alması, kitabı hem düşündürücü hem de evrensel yapar.
Edebiyat
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024295,9bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Puan vermedi
Albert Camus’nun Yabancı adlı eseri, ilk cümlesinden itibaren okuru rahatsız edici bir soğukkanlılıkla karşılar: “Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.” İşte bu tek cümle, romanın ana karakteri Meursault’nun yaşamla kurduğu mesafeli, neredeyse hissiz ilişkiyi özetler. Meursault ne bir kahramandır, ne de bir anti-kahraman. O sadece "vardır" — duygusuzca, tepkisizce, neden sonuç ilişkisini sorgulamadan. Yabancı Kimdir? Meursault, toplumun ahlaki beklentilerine göre yaşamayan, hatta bu beklentilere karşı kayıtsız kalan bir adamdır. Camus bu karakter aracılığıyla "absürd felsefesi"ni işler: evren anlamsızdır, ama insan anlam arayışını sürdürür. İşte bu çelişki "absürd"dür. Meursault'nun cinayet işlemesi bile bu anlamsızlığın içinden gelir. Güneşin yakıcılığı, teri, rahatsızlığı... Her şey çok sıradandır, ama sonuç bir insanın ölümüdür. Toplumun Merceğinden Meursault Kitap boyunca Meursault’nun asıl "suçu", birini öldürmekten çok “anneler cenazesinde ağlamamak” gibi görülür. Toplumun değer yargılarına uymaması, onu bir canavara dönüştürür gözümüzde. Camus burada bize şunu sorar: > Gerçekten suç nedir? Toplumun dışına düşmek mi, yoksa evrensel bir yasa ihlal etmek mi?
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025136,9bin okunma
Hakan Günday-Az
10/10
·355 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2020 01:28
Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...
Edebiyat
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,8bin okunma
ERGUN GÖZE - PEYAMİ SAFA - NAZIM HİKMET KAVGASI
5/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
7326 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 03:03
Kitap, 1995 yılında Boğaziçi Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Safa’nın Nazım Hikmet ile olan kavgasını Ergun Göze de detaylı bir şekilde kaleme almıştır. Ancak Ergun Göze’nin yaptığı bu çalışma özgün bir Safa eleştirisinden ziyade, yanlı bir çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Göze, kitabı yazma sebebinin ise “Nazım Hikmet’in polemikleri” kitabına karşı yazdığını dile getirmiştir. Safa’ya olan hayranlığını dile getirmek için Nazım Hikmet’e fazlasıyla yüklenen Göze, şunları kaleme almıştır; “Bir Nazım Hikmet furyasıdır gidiyor. Boy boy, çeşit çeşit, renk renk kitaplar… Hepsi de Nazım Hikmet’e izafe ediliyor. Bir kaç seneden beri Türkiye’deki yoldaşların “taktikası” bu. Ölen körlerin badem gözlü olduklarını görmüştük amma, ölen vatan hainlerinin “vatan şairi” olmaları bir yeni moda; yeni, acı, garip ve gülünç moda.” Sözleriyle kitabı neden yazdığını açıklamıştır.
Edebiyat
Peyami Safa-Nazım Hikmet KavgasıErgun Göze · Boğaziçi Yayınları · 199549 okunma
Klaus Kreiser- Atatürk
10/10
·399 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 02:54
1-3 baskısı 2010 yılında 4. Baskısı 2018 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Klaus Kreiser’ın “Atatürk” adlı kitabı toplam 399 sayfadan ve 12 bölümden oluşmaktadır. Kitabın çevirisini Dilek Zaptçıoğlu yapmış ve editörlüğünü ise Tanıl Bora üstlenmiştir. Kreiser, Kitabın birinci bölümünde Mustafa Kemal’e verilen isimler, başarılarına paralel olarak kazandığı unvanlar, aile hayatı ve Osmanlı devletine bağlı bir şehir olan Selanik hakkında bilgiler vermiştir. Esere, Atatürk’e verilen farklı farklı adlar ve unvanlara değinerek onun farklı farklı yönlerini anlatmaya çalışarak başlamıştır. “ Mustafa mı, Kemal mi? Gazi. Paşa, Atatürk – hangisi? Onun “ hakiki” ismi nedir? Atatürk’ün biyografisini okumak isteyen okurun bu adlar labirentinde küçük bir gezintiye çıkıp değişik unvanlar hakkında aydınlanma hakkı vardır sanırım.”
Edebiyat
AtatürkKlaus Kreiser · İletişim Yayınları · 2010136 okunma