Matruşka: Maskeler Sevde Nur
İç içe geçmiş hayatlar, kimlikler ve sırlarla dolu, tıpkı adını aldığı Matruşka bebekleri gibi katman katman açılan, şaşırtıcı bir kurgu…
“Öp beni, iyileşsin yaralarım, öyle öp ki yenilerine yer açılsın…” diye başlayan hikâye, okuyucusuna duygusal bir tokatla merhaba diyor. Kitabın baş kahramanı Ala Lara Akkor, annesi tarafından sevilmeyen, ama bunun nedenini hiç öğrenememiş; güçlü görünse de içinde yara bere içinde kalmış bir kadın. Yazılımcı olarak başarıdan başarıya koşarken, aslında ailesinin karanlık geçmişiyle, devletin gölge kurumlarıyla ve Rus mafyasıyla örülü bir intikam savaşına sürükleniyor.
İlk başta bir aşk hikâyesi gibi başlasa da kitap, klasik romantik kurgulardan oldukça farklı. Okur, kısa sürede kendini istihbarat oyunlarının, mafya hesaplaşmalarının ve devletler arası çıkar savaşlarının tam ortasında buluyor.
Ala’nın ajan olarak görevlendirilmesiyle başlayan macera, giderek hızlanan bir tempoda ilerliyor. Kitap boyunca sırlar birer birer ortaya dökülürken, yazar hem merakı diri tutuyor hem de her bölüme duygusal bir ton katmayı başarıyor.
Ala Lara Akkor: Kitabın kalbi. Her ne kadar sevgisiz büyümüş olsa da içinde bastıramadığı bir adalet ve aidiyet duygusu taşıyor. Güçlü, zekâsı keskin ama kırgınlıklarıyla da insan. Ajan olarak görevi sırasında bir yandan profesyonel kalmak için uğraşırken, diğer yandan kendi duygusal travmalarıyla boğuşuyor.
Milan Balandin: Sert mizacı, keskin zekâsı ve soğuk duruşunun ardında aslında oldukça karmaşık bir karakter barındırıyor. Yavaş yavaş Lara’ya yakınlaşırken okuru da şaşırtıyor. Geleneksel bir mafya karakteri gibi başlayıp zamanla daha derin, daha insani yönleri ortaya çıkıyor.
Yan Karakterler (Merih, Sergei, Ahu, Alp vs.): Her biri renkli, güçlü ve unutulmaz. Özellikle Merih karakteri