Puan vermedi·80 syf.··
2026 15. kitabı
‘Yaşamak kabul ettiği ve şimd mutluluğu haline gelmiş her şeyin doyumuna varmak için yatmayı sürdürdü. Ruhunda bir yerlerde hâlâ canı yanıyordu ama bu muştulu bir acıydı, akkor gibi ama yumuşak ; tıpkı yaraların sonsuza dek kapanmadan önceki yangısı gibi! Bu cümlelerle biten bir korkunun ardından gelen rahatlama hissini tarif ediyor yazar. Ara ara verilen alıntılarla içimizde hissettiğimiz ve kahraman ile beraber çektiğimiz acıları, umutsuzluğu, hayatı yaşamanın farklı bakış açılarından ne kadar da farklı görünebilirliği… Yaşadığı hayatla yetinmeyen, amaçsız bir kaçışa yönelen kadın kahraman ve kocasının acımasız bir ‘ders’i üzerine harika bir kitap.
Alıntı
KorkuStefan Zweig · Kumran Yayınları · 0125bin okunma
9/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 21:23
Bir kitap daha ilk sayfalardan kalbinizin atışını hızlandırabilir mi? Benim için bu sorunun cevabı Kızıl Nehirler oldu.Daha ilk sayfalardan itibaren sizi içine çeken, elinizden bırakmanıza izin vermeyen bir temposu var. Hikâye akmıyor; adeta sizi peşinden sürüklüyor. Okurken yalnızca merak etmiyorsunuz, aynı zamanda tedirgin oluyor, karanlıkla göz göze geliyorsunuz. Bu romanda iki sıra dışı karakterin izinde ilerliyoruz: Biri deneyimli, enerjisi bitmeyen bir polis… Diğeri sokaklardan gelmiş, asi bir çaylak… Ve bu iki karakter, kanla, sırla ve iktidarla örülmüş bir dünyanın kapısını aralıyor. “Biz efendileriz… Biz her yerdeyiz…” diyen bir karanlığın ortasında, gerçek yavaş yavaş ortaya çıkarken gerilim giderek daha da yoğunlaşıyor. Grangé’nin kalemi, şiddeti sansürlemeden ama gereksiz bir gösteriye de kaçmadan, çarpıcı ve sarsıcı bir gerçeklikle sunuyor. Le Monde’un dediği gibi, okuru akkor haline gelmiş bir telin üzerinde yürüyormuş gibi hissettiren bir gerilim bu. Kitap bittiğinde kitabın yarattığı o karanlık dünyadan kolay kolay çıkamıyorsunuz. Eğer polisiye ve gerilim seviyorsanız, Kızıl Nehirler yazarla tanışmak için mükemmel bir başlangıç. Grangé’nin dünyasına açılan bu ilk kapı, sizi uzun süre kapanmayacak bir merakın içine bırakıyor. Keyifli okumalar...
Kızıl NehirlerJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202417,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Balıkesir Gastronomi Atlası
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 53. kitabı
Ömür Akkor Balıkesir Gastronomi Atlası Ömür Akkor Balıkesir Gastronomi Atlası kitabını okudum ve çok beğendim kitap büyük bir kitap kitapta Balıkesir'in tüm ilçeleri gezilmiş ve oradaki yemeklerin fotoğrafları çekilmiş gerçekten çok güzel bir kitap herkese tavsiye ediyorum . mutlaka okumalısınız.
1000Kitap
Balıkesir Gastronomi AtlasıÖmür Akkor · Ketebe Yayınevi · 20223 okunma
Kendi dilini yaratan roman faciası
4/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 09:15
Çerezlik bir dönem romanı. Biraz aşk, biraz ihanet üstüne dönemin siyasi olaylarından sos ile servis edilmiş. İşin garip tarafı arka kapağında “Bu romanı benzersiz kılan, kendi dilini yaratmış olması yanında yakın tarihimizin gölgede kalmış pek çok olayına ışık tutarken kurmacayı müthiş bir ustalıkla gerçeklerle yoğurmuş olması.” deniyor. Madem böyle iddialı ve döneme dair bir şey yazacaksınız illa birilerinden görüş almanız gerektiğini bir kere daha ortaya koyuyor bu kitap. Kitabın oluşturduğu yazım hataları ve kurgu hataları için Adam Sanat'a bakacak olursak; Romanın en önemli karakterlerinden, Haliç kıyısındaki bir Rufaî tekkesinin şeyhi olan Yusuf Efendi ve Rufaîlikle ilgili olarak anlatılanları ele almakla başlayalım. Tekkede ayin icra edilen mekânın adı bazen “divanhane” (s.12), bazen de “zikir salonu”dur (s.100). Gerçekte ikisi de değildir. Bütün esma tarikatlarında, yani temel ritüeli zikir, yani Allahın adının tekrarlanması olan tarikatlarda olduğu gibi tevhidhanedir. Divanhane terimi yalnızca yalı, konak gibi büyük konutların selâmlık bölümlerindeki misafirlerin kabul edildiği en büyük oda için kullanılır. “Zikir salonu” hakkında fazla söze gerek yok. Tarikatlar konusuna yabancı biri bile bu topraklardaki kökleri Selçuklu dönemine giden dinî bir kavramın salon gibi o devirde Türkçedeki geçmişi 50 yılı bulmayan Frenkçe bir kelimeyle anılamayacağını tahmin edebilir. Şeyhin “siyah bir külâhı” vardır (s.12). Bir Rufaî şeyhinin başlığı asla bir külâh olamaz. Bir Rufaî şeyhinin başında üst kısmı içi pamuk doldurularak takviye edilmiş bir takke (ki buna Rufaî tâcı denir) vardır. Bunun üzerine de siyah sarık (destar) sarılmıştır. Tarikat terminolojisinde başlığın tamamına da “tac” denir. İllâ başlığa günlük dilde bir karşılık bulunmak isteniyorsa sarık denmelidir;
Kılıç Yarası GibiAhmet Altan · Everest Yayınları · 20252,814 okunma
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2025 124. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2025 20:26
Matruşka: Maskeler Sevde Nur İç içe geçmiş hayatlar, kimlikler ve sırlarla dolu, tıpkı adını aldığı Matruşka bebekleri gibi katman katman açılan, şaşırtıcı bir kurgu… “Öp beni, iyileşsin yaralarım, öyle öp ki yenilerine yer açılsın…” diye başlayan hikâye, okuyucusuna duygusal bir tokatla merhaba diyor. Kitabın baş kahramanı Ala Lara Akkor, annesi tarafından sevilmeyen, ama bunun nedenini hiç öğrenememiş; güçlü görünse de içinde yara bere içinde kalmış bir kadın. Yazılımcı olarak başarıdan başarıya koşarken, aslında ailesinin karanlık geçmişiyle, devletin gölge kurumlarıyla ve Rus mafyasıyla örülü bir intikam savaşına sürükleniyor. İlk başta bir aşk hikâyesi gibi başlasa da kitap, klasik romantik kurgulardan oldukça farklı. Okur, kısa sürede kendini istihbarat oyunlarının, mafya hesaplaşmalarının ve devletler arası çıkar savaşlarının tam ortasında buluyor. Ala’nın ajan olarak görevlendirilmesiyle başlayan macera, giderek hızlanan bir tempoda ilerliyor. Kitap boyunca sırlar birer birer ortaya dökülürken, yazar hem merakı diri tutuyor hem de her bölüme duygusal bir ton katmayı başarıyor. Ala Lara Akkor: Kitabın kalbi. Her ne kadar sevgisiz büyümüş olsa da içinde bastıramadığı bir adalet ve aidiyet duygusu taşıyor. Güçlü, zekâsı keskin ama kırgınlıklarıyla da insan. Ajan olarak görevi sırasında bir yandan profesyonel kalmak için uğraşırken, diğer yandan kendi duygusal travmalarıyla boğuşuyor. Milan Balandin: Sert mizacı, keskin zekâsı ve soğuk duruşunun ardında aslında oldukça karmaşık bir karakter barındırıyor. Yavaş yavaş Lara’ya yakınlaşırken okuru da şaşırtıyor. Geleneksel bir mafya karakteri gibi başlayıp zamanla daha derin, daha insani yönleri ortaya çıkıyor. Yan Karakterler (Merih, Sergei, Ahu, Alp vs.): Her biri renkli, güçlü ve unutulmaz. Özellikle Merih karakteri
Matruşka: MaskelerSevde Nur · Parola Yayınları · 202473 okunma
9/10
·768 syf.··
2025 73. kitabı
Ala Lara Akkor, babasının başkanı olduğu Birim adlı kuruluş tarafından Rus mafyasının lideri olan Balandin ailesinin içine gönderilmiştir. Zamanla ailenin güvenini kazanmış ve o ailenin içinde yanlış zamanda yanlış kişide aşkı bulmuştur. Milan Balandin, ailenin en büyük oğlu olmanın yanı sıra bir dehadır. Milan'ın hayatına Ala'nın girmesiyle işler çok daha farklı bir yöne doğru gitmeye başlamıştır. Ve Milan Ala'yı herkesten ve her şeyden korumaya korumaya kararlıdır. Lakin Ala katıldığı bir davetten sonra üzerinde uzun zamandır çalıştığı maskesinin düşmesine engel olamamıştır. Ve açığa çıkmıştır. Milan ile yüzleşme zamanı geldiğinde ise hayatının en büyük dersini sevdiği adamdan alacaktır. Ve daha birçok şeyle sınanacaktır. Ala için her şey bir intikam uğruna başlasa da öğrendiği bazı gerçekler ile iş çok farklı bir boyuta geçmiştir. Ala annesinin kendisini sevmesini isteyen o küçük kızdan çok daha fazlası olacaktır. Ben ne okudum.İlk kitap olayların karışacağını düşündüğüm bir yerde bitmişti. Ancak ikinci kitapta bir süre için olaylar durağan bir hale geldi.İleri de yaşanacaklara zemin hazırlayan bu durağanlıktan sonra ise olaylar gerçekten bir matruşka bebek gibi açılmaya başladı.Bütün tahminlerim yerle bir olurken olay içinde olay okumak aşırı keyifliydi.Sadece Milan hakkındaki teorilerim tuttu.Ala ve Milan arasındaki sırlar yavaş yavaş ortaya çıktı ancak hala bilmediğimiz o kadar çok şey var ki...İkisi arasında yaşananları da bu şekilde okudum.Ala'ya annesi ve zaman zaman ortaya çıkan inatçılığı konusunda çok kızsam da onu da anlıyorum.Milan ise hala ketum ketum ortalıkta geziyor.En çok merak ettiğim şeylerden biri de onun geçmişi.Ayrıca bütün her şeyin yaşanmasındaki ana olayı hala öğrenemedik ve nasıl bir şey ile karşı karşıya kalacağımız konusunda hiçbir
Matruşka: Maskeler DüştüğündeSevde Nur · Parola Yayınları · 202540 okunma