Beyazid-i Bistamiye sordular:
-Namazda ilk oturuşu unutunca ne gerekir ?
Dedi ki Hazret:
-Bize göre mi fetvâ vereyim, size göre mi ?
-Fetvanın sizi bizi mi olur ? Dediler…
-Olur… dedi;
-Size göre sehiv secdesi gerekir; bize göre ise bir ömür gözyaşı ve tevbe gerekir …
En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.
O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı?
Sahile vurdu kalbim,su yandı,kum da yandı.
Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum,
Ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı.
Yurdundan mahrum edip dolaştırdın Cem gibi.
Ruhumla söndü alev,sonra ruhum da yandı.
Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut.
Bülbülün küllerine konan puhum da yandı.
Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile.
Kaktüsün gölgesinde nazlı âhım da yandı.
Âhımdır zannederdim en belalı kıvılcım,
Kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı.
Bir damla su ver bana ey çöl! Bari sen küsme.
Kalmadı hiçbir şeyim bak,günahım da yandı.
Fakat neyi anlatabilirdim, kime anlatabilirdim ? İnsan neyi anlatabilir ? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir ? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.