Sanırım Ecinniler’de bir yerde, Dostoyevski, insanın mutlu olduğunu bilmediği için mutsuz olduğunu, tek sebebin bu olduğunu söyler. Babam Dostoyevski ile pek içli dışlı olmasa da, tam tersini iddia ederdi. Bir keresinde, sesini hafifçe kısarak –belki bu yüzden aklımda kaldı– bir grup arkadaşına şöyle dediğini duydum: “Biz burada ne kadar mutsuz olduğumuzu bilmediğimiz için mutluyuz.” Bu düpedüz siyasi bir açıklamaydı elbette. Ve o kapalılık, bizden esirgenen, sadece kıyaslamak için bile bizden esirgenen o öbür dünya, tam da bizim “mutluluğumuzun” lehine çalışıyordu.
Her ne olursa olsun, ben kendim, İslam coğrafyasının dünyanın dört bir yanına dağılmış ve aralara zorla çizilen sınırlarla birbirinden uzaklaştırılmış parçalarını aklımda ve kalbimde bir araya getirmeye kararlıydım.
Ben onu aklımda mükemmel bir insan olarak mı düşünüyorum? Nasıl bir durumda olursa olsun güçlü duran, asla şikayet etmeyen biri olduğuna mı inanıyorum? Öyle değilmiş...
İçinden geldiğiniz halka benzeyin. Bu halk cesur, zeki ve gururlu bir halktır.
Bazı kusurlarını da paylaşmanız gerekse bile onlara benzemek-
ten imtina etmeyin:' Askerlere bu mesajı ilettiğimde aklımda
tamamen somut bir şey vardı. Bizim halkımız, her ne kadar
cami eşiğini fazla aşındırmıyor olsa da dindar bir halktır ve bizler de bunu gayet iyi biliyoruz. Sakın ha onun mukaddesatına
ilişmeyin! Subayların Tanrı'ya küfrettikleri vaki. Böyle şeylerin yaşanmaması gerekiyor. Bizler subaylara oruç tutuyor mu ya da
camiye gidiyor mu diye soracak değiliz. Onlardan beklentimiz
dürüst bir şekilde harbetmeleridir. Kendileriyse neye isterlerse ona inanabilirler. Fakat Tanrı'ya küfretmek olmaz. Ben buradan salık veriyorum ve sizlerin de böyle yapacağınızı düşünüyorum.
Maalesef bu yaşanıyor ve birçok asker bana bu hususta
şikayette bulunuyor.
Buradaki konuşmamda subaylara haksızlık ettim zira Bosna Hersek Ordusu'nda dine saygı esastı. Bahsettiklerim ise istisnai
şeylerdi.
Biz birbirimize denk düşmeseydik sanki İbrahim’in ahı ne… İbrahim’in ahı olur mu be? İbrahim çürük çıktı. Çürük çıkmasaydı, ben ne yapayım? Raporu sağlam demeyince, adamlar işe almıyorlar. Benim suçum mu? Gittik, geldik, uğraştık. O laborant olacak dürzü üç yüz lira istedi. Almasaydı.İşini doğru yapsaydı. Benim aklımda mıydı sanki? Bu yolları biz kafamızdan mı uyduruyoruz? Kendiliğimizden mi öğreniyoruz? Öğrenebilene helal olsun.