Puan vermedi·93 syf.··
2026 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:49
Güzel, beni kendimden ayırır.” Bu cümle, kitap boyunca altını çizdiğim en etkileyici satırlardan biriydi. Kısa ama yoğun bir kitaptı. Byung-Chul Han; sosyal medyayı, “beğen”kültürünü, selfie çağını, tüketimin güzelliği nasıl pürüzsüz ve yüzeysel bir şeye dönüştürdüğünü düşündürücü bir şekilde ele alıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok şu kaldı: Belki de artık güzeli gerçekten görmek yerine, sadece kolay tüketilebilir olanı beğeniyoruz.
Güzeli KurtarmakByung-Chul Han · İnsan Yayınları · 20181,016 okunma
Puan vermedi
Bazı kitaplar son sayfasını çevirdiğiniz anda kapanır, bazıları ise uzun süre zihninizde ve kalbinizde yaşamaya devam eder. Lösemiliydim benim için uzun süre etkisini taşıyan kitaplardan biri oldu. İlk sayfadan itibaren bir hastalık sürecinden çok daha fazlasını okuduğunuzu hissediyorsunuz. Bir insanın yeniden ayağa kalkışına, umuduna sımsıkı sarılışına ve hayata yeniden tutunuşuna tanıklık ediyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe sık sık durup düşündüm. Sağlığın ne kadar büyük bir nimet olduğunu, çoğu zaman sahip olduklarımızın kıymetini ancak onları kaybetme ihtimaliyle yüzleşince fark ettiğimizi bir kez daha anladım. Lösemi yalnızca hastayı etkileyen bir süreç olmuyor. Ailesini, sevdiklerini ve onunla aynı mücadeleyi paylaşan herkesi içine alan zorlu bir yolculuk. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri de buydu. Özellikle ailenin bitmeyen umudu, sevgisi ve desteği, en karanlık anlarda bile insana güç verebiliyor. Bu kitabı güçlü kılan en önemli özellik, yaşanmış bir hayatın satırlara dökülmüş olması. Her duygu samimi, her cümle içten geliyor. Okurken yalnızca yaşananları öğrenmiyorsunuz; korkuyu, sabrı, inancı, umudu ve yeniden doğmanın ne demek olduğunu da hissediyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir düşünce vardı: Hayat gerçekten çok kıymetli. Ertelediğimiz sevgiyi göstermek, sevdiklerimize sımsıkı sarılmak ve elimizde olanların değerini bilmek için yarını beklememek gerekiyor. Lösemiliydim, okurken zaman zaman boğazımı düğümleyen, zaman zaman içime umut bırakan, son sayfasını kapattığımda ise bana yaşamın değerini yeniden hatırlatan bir kitaptı.
LösemiliydimDoğan Ülkü Dadaşoğlu · Luna Yayınları · 20246 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 08:07
“Halk için tasarlandığı iddia edilen bir sistem, nasıl olur da sürekli olarak halktan başka herkese hizmet eden sonuçlar üretir?” Bazı kitaplar okunduğu anda bitmez; zihinde tartışılmaya devam eder. Demokrasi Oyunu da demokrasiyi sadece seçimlerden ibaret görmeyip, sistemlerin nasıl şekillendiğini, nasıl dönüştüğünü ve bazen kendi araçlarıyla nasıl zarar görebildiğini sorgulayan bir çalışma. Kitap; demokratik sistemlerin otoriter hareketler tarafından nasıl ele geçirilebildiğini tarihsel örneklerle inceliyor. Hitler ve Mussolini gibi diktatörlerin seçim mekanizmalarını kendi iktidarlarını güçlendirmek için nasıl kullandıkları, yakın tarihte ise popülizm ve lider merkezli siyasetin demokrasi üzerindeki etkileri ele alınıyor. Bunun yanında Irak, Afganistan, Suriye ve Libya örnekleri üzerinden “demokrasi getirme” söylemiyle yapılan müdahalelerin sonuçları ve uluslararası siyasetteki çelişkiler tartışılıyor. Kitapta beni en çok düşündüren noktalardan biri ise şu: Demokrasi yalnızca sandığa indirgenebilir mi? Yoksa gerçek demokrasi; bireyin onurunu, özgürlüğünü, katılımını ve uzun vadeli ortak faydayı gözeten kurumlarla mı mümkün olabilir? Kitabın da vurguladığı gibi, siyaseti ve iktidarı sorgulamak rahatsız edici olabilir. Çünkü bazen büyümenin yolu, bize öğretilenleri yeniden düşünmekten geçer. Demokrasi Oyunu, okuru seçimlere, siyasetçilere ve kurumlara daha farklı bir gözle bakmaya davet ediyor. Bittiğinde elinizde sadece bir kitap değil; demokrasi, güç ve toplum üzerine yeni sorular kalıyor. Bu kitabı okurken aklımda kalan en güçlü soru: Bir sistemin adı demokrasi olduğunda, gerçekten demokratik kalması için hangi değerlere ihtiyaç vardır?
Demokrasi OyunuAhmet Aydın · Az Kitap · 20255 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 54. kitabı
Han Kang’ın Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını, bazı notlarını, şiirlerini ve kısa metinlerini bir araya getiren bu kitap, yazarın dünyasına biraz daha yakından bakma fırsatı sunuyor. Romanlarını okurken hissettiğim o dingin ama derinden etkileyen atmosferi burada da buldum. Özellikle Nobel konuşmasını okurken, onun edebiyata ve yazmaya nasıl baktığını görmek çok etkileyiciydi. Yazının sadece hikâye anlatmak olmadığını; bazen acıyı anlamaya çalışmak, bazen de insanlar arasında görünmeyen bağlar kurmak olduğunu anlatıyor. Kitap boyunca Han Kang’ın eserlerinde sıkça karşılaştığımız hafıza, kayıp, yalnızlık ve insan olmanın kırılganlığı gibi temaların izlerini görmek mümkün. Şiirleri ve kısa metinleri de en az romanları kadar duru ve etkileyici. Az sözle çok şey hissettirebilen yazarlardan biri olduğunu bir kez daha düşündüm. Benim için kitabın en güzel yanı ise yazmaya dair düşünceleriydi. Dünyada bunca karanlık ve acı varken bile yazmanın hâlâ bir anlam taşıdığına, insanların birbirine ulaşabilmesinin yollarından biri olduğuna inanması uzun süre aklımda kalacak gibi. Han Kang okumayı sevenler için güzel bir tamamlayıcı eser olduğunu düşünüyorum. Romanlarının arkasındaki sesi biraz daha yakından duymak isteyenlere tavsiye ederim.
Işık ve İpHan Kang · April Yayınları · 202617 okunma
GECE KÜTÜPHANESİNDE AKŞAM YEMEĞİ
8/10
·288 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:06
Selammm, çok ama çok tatlı bir kitapla geldim Bu hafta sürekli ağlamalı kitap okuduktan sonra bu tatlış kafamı dağıtmam için iyi geldi konusu bence çok farklı; Yalnızca geceleri kapılarını açan sıra dışı bir kütüphane düşünün … Burada rafları dolduran kitaplar, artık hayatta olmayan yazarlara ait. Kuralları ise oldukça katı; içeriye kitap getirilmiyor, dışarıya da hiçbir kitap çıkarılamıyor. Bu gizemli kütüphanede işe başlayan genç bir kadın, zamanla hem çalışanların hem de mekânın alışılmadık düzenine tanık oluyor. Üstelik her akşam hazırlanan yemekler, kitap sayfalarından çıkıp masalara geliyormuş hissi yaratıyor. Kütüphanenin görünmeyen sahibi, cevap bekleyen sorular ve sakin ilerleyen hikâyesiyle kitap; okura huzurlu ama merak duygusunu canlı tutan bir atmosfer sunuyor. Bitirdiğimde en çok aklımda kalan şey ise bu büyülü kütüphanenin hissiydi , içimden sürekli dedim ya gerçek olsaydı Hem akıcı ve farklı bir konu arayanlara hem de kafa dağıtmak isteyenler favorilerine ekleyebilir ayrıca tarifleri evde deneyebilirsiniz :)
Gece Kütüphanesi'nde Akşam YemeğiHika Harada · Tokyo Manga Yayınları · 202683 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Ahmet Mithat Efendi’nin okuduğum ilk eserlerinden biri olmasına rağmen beni hiç zorlamadı. Eski dönem Türkçesi zaman zaman kendini hissettirse de yazarın samimi anlatımı sayesinde hikâyenin içine girmek kolay oluyor. Çengi, ilk bakışta sadece bir aşk hikâyesi gibi görünse de satır aralarında dönemin batıl inançlarını, insanların önyargılarını ve hayatı yanlış yorumlayışlarını başarılı bir şekilde eleştiriyor. En sevdiğim yönü ise bunu didaktik bir dille değil, olayların akışı içinde hissettirmesi oldu. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey, insanın bazen gerçekleri görmek yerine inanmak istediği şeylerin peşinden gitmesi oldu. Klasik Türk edebiyatına ilgi duyanların ve Ahmet Mithat Efendi’yi tanımak isteyenlerin keyifle okuyabileceği bir eser.
ÇengiAhmet Mithat Efendi · Kızıl Panda Yayınevi · 2025669 okunma