Bazı kitaplar son sayfasını çevirdiğiniz anda kapanır, bazıları ise uzun süre zihninizde ve kalbinizde yaşamaya devam eder. Lösemiliydim benim için uzun süre etkisini taşıyan kitaplardan biri oldu.
İlk sayfadan itibaren bir hastalık sürecinden çok daha fazlasını okuduğunuzu hissediyorsunuz. Bir insanın yeniden ayağa kalkışına, umuduna sımsıkı sarılışına ve hayata yeniden tutunuşuna tanıklık ediyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe sık sık durup düşündüm. Sağlığın ne kadar büyük bir nimet olduğunu, çoğu zaman sahip olduklarımızın kıymetini ancak onları kaybetme ihtimaliyle yüzleşince fark ettiğimizi bir kez daha anladım.
Lösemi yalnızca hastayı etkileyen bir süreç olmuyor. Ailesini, sevdiklerini ve onunla aynı mücadeleyi paylaşan herkesi içine alan zorlu bir yolculuk. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri de buydu. Özellikle ailenin bitmeyen umudu, sevgisi ve desteği, en karanlık anlarda bile insana güç verebiliyor.
Bu kitabı güçlü kılan en önemli özellik, yaşanmış bir hayatın satırlara dökülmüş olması. Her duygu samimi, her cümle içten geliyor. Okurken yalnızca yaşananları öğrenmiyorsunuz; korkuyu, sabrı, inancı, umudu ve yeniden doğmanın ne demek olduğunu da hissediyorsunuz.
Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir düşünce vardı: Hayat gerçekten çok kıymetli. Ertelediğimiz sevgiyi göstermek, sevdiklerimize sımsıkı sarılmak ve elimizde olanların değerini bilmek için yarını beklememek gerekiyor.
Lösemiliydim, okurken zaman zaman boğazımı düğümleyen, zaman zaman içime umut bırakan, son sayfasını kapattığımda ise bana yaşamın değerini yeniden hatırlatan bir kitaptı.