Yaratıcılığın gizi budur: geleceğin hiçliğinden bir şeyleri koparıp, "geçmişte olmaya" taşıyoruz. Dolayısıyla insan sorumlulukları, "geleceğin eylemciliğine," kişinin gelecekten olasılıkları seçmesine ve "geçmişin iyimserliğine," yani bu olasılıkları geçmişin sığınağına aktararak gerçekliklere dönüştürmeye dayanır.
Logoterapi, "olmuş olmanın" bir varolma modu, belki de en emin varolma modu olduğunu savunur. "Geçmiş olmak" ifadesinde logoterapi "olmayı" vurgular. Martin Heidegger Viyana'ya ilk gelişinde evime kadar geldi ve benimle bu konuları tartıştı. Yukarıda anlattığım geçmiş görüşüme katıldığını dile getirmek için, hatıra fotoğrafını şöyle imzaladı:
Das Vergangene geht; Das Gewesene kommt.
(Geçip giden gitmiştir; geçmiş olan gelecektir.)
Kötümser kişi, her gün bir yaprak kopardığı duvar takviminin her geçen günle daha da inceldiğini korku ve hüzünle gözleyen bir adama benzer. Öte yandan yaşamın sorunlarıyla aktif bir mücadele içinde olan kişi, takviminden her gün bir yaprak koparan ama yaprakların arkasına günlük notlar alarak öncekileriyle birlikte dosyalayan bir adama benzer. Böylece bu notlardaki zenginliği, dolu dolu yaşanmış olan bir yaşamı gurur ve sevinçle düşünebilir.