İLK içen ben oluyorum , yitirdiği gözleri arayan bir maviden .
Senin ayak izlerinden içiyorum ve görüyorum:
Bir incisin parmaklarımın arasından kayıp giden ,
büyüyorsun!
Büyüyorsun bütün unutulmuşlar gibi.
Yuvarlanıyorsun : Hüznün kapkara dolu tanesi,
veda sallayışlarından bembeyaz olmuş bir mendile düşüyor.
ve sen , gittikçe bastıran günbatımıyla konuşuyordun,
ve ben , on iki kez sen diye seslendim sözcüklerinle ördüğün
geceye ,
ve gece açılıp , öylece kaldı ,
ve ben ,bir gözü onun kucağına bırakırken , ötekini
saçlarına taktım
ve ikisinin arasından açık damarı uzattım fitil yerine-
ve genç bir şimşek, yüzerek uzaklaştı.
Bir çiftlikte , atlı bir araba beklemekte yüreğin için.
Saçların dalgalanmak ister hareket ettiğinde -ama
yasaklanmıştır .
Geride kalıp el sallayanlara gelince , bilmezler bunu.