Gerçek özgürlük, insanın Tanrı'nın yasasına göre hareket edebilme özgürlüğü, cenneti ya da cehennemi hak edebilme özgürlüğüdür. Oysa şimdi özgürlük deyince en çok hoşuna giden inanç ve görüşü seçebilme özgürlüğü anlaşılıyor; zaten bunların birbirlerinden farkları yok — devlet için senin mason, Hristiyan, Yahudi ya da Osmanlı Sultanı hayranı olmanın hiç önemi yok. Bu durumda insan Gerçek'i umursamaz oluyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bedenin güzelliği bütünüyle tendedir. Erkekler o tenin altında ne olduğunu bir görseler, kadına şöyle bir bakmakla bile mideleri altüst olurdu: Bu dişi cazibe, pislikten, kandan, salgıdan, safradan başka bir şey değildir. Burun deliklerinin, boğazın, karnın içinde gizlenenleri düşünün hele...Parmağınızın ucuyla bile kusmuğa ya da pisliğe dokunamayız, peki nasıl olur da kollarımızın arasında bir dışkı çuvalını sarmayı arzulayabiliriz?"
Yahudiler hakkında bildiğim tek şeyi bana dedem öğretti: "En üstün derecede tanrıtanımaz olan halk onlardır" derdi bana. "İyiliğin ahirette değil burada gerçekleştirilmesi gerektiğinden yola çıkarlar. Bu nedenle sadece bu dünyanın fethi için çalışırlar."
Gelecek için çabalayanlar, umut edenler ve gelecekte yaşayanlar, daima önüne bakanlar ve gelecek şeyi merakla bekleyenler, çok zeki bir insan izlenimi verdiği halde o şeyi elde ettiğinde çok mutlu olacağını sananlar tıpkı İtalya'da gördüğümüz eşekler gibidir; başlarına bir sopa sabitlenir, sopanın ucunda bir tutam saman vardır, böylece eşekler hızlanır; saman önlerinde olduğu için daima onu almaya çalışırlar. İnsanlar da böyle tüm varoluşlarına karşı daimi bir yanılgı içindedir, muvakkaten yaşamaya devam ederler, ta ki ölene kadar.
Daima planlarımızı düşünüp endişeyle geleceğe bakmak yerine ya da geçmişimizden dolayı pişman olmak yerine, şimdiki zamanın tek gerçeklik ve tek kesinlik olduğunu asla aklımızdan çıkarmayalım; geleceğin daima beklentilerimizin aksine dönebileceğini unutmayalım; geçmişin de sandığımızdan çok farklı olduğunu bilelim. Geçmiş ve gelecek, bir bütün olarak, düşündüğümüzden daha az etkilidir. Nesneleri bedendeki gözümüze daha küçük gösteren mesafe, zihnimizdeki gözümüze daha büyük gösterir. Hakikat sadece şimdiki zamandır; tüm gerçekliğe sahip tek zaman odur, varoluşumuz da ancak ve ancak oradadır.
Schopenhauer, Kendimizle İlişkimiz (1851)