Nasıl tutayım ki ruhumu,
değmesin diye seninkine? Nasıl
tutup da kaldırayım onu senin üzerinden başka
şeylere?
Ah, karanlığın ortasında yitik bir şeylerin içine
koyayım isterdim ruhumu,
yabancı, sessiz bir yere,
senin derinliklerin titreşirken titreşmeyen.
Lâkin her şey, bize dokunan, sana ve bana,
ikimizi birden alıyor, iki telden tek ses çıkaran
yayın çekişi gibi.
Hangi enstrümanın teliyiz?
Hangi kemancı tutuyor elinde bizi?
Ah, güzel şarkı.
“Şimdi bana bir söz vermeniz gerekiyor. Dünya Nimetleri iyi, çok iyi... Ama azizim, bana söz verin; artık asla BEN diye yazmayacaksınız.”
Ben tam anlamamış gibi göründüğümden açıkladı:
“Sanatta birinci şahıs yoktur.”
“Ama insan asla eski yaşamına dönmemeli... Benim yaşamım bir sanat yapıtına benzer; bir sanatçı asla aynı şeye iki kez girişmez; girişiyorsa ilkinde başarılı olamamış demektir.”