Kişisel mutluluk peşinde koşmak, evrensel olarak herkesçe kabul edilmiş bir haktır. Oysa günümüzdeki toplumsal koşullar bireyin kendisini güçsüz hissetmesine yol açıyor. Birey, içinde bulunduğu durumla olmak istediği durum arasındaki çelişkiyi her gün yeniden yaşıyor. O zaman da ya bu çelişkinin iyice bilincine vararak, başka şeylerle birlikte anamalcı düzeni devirerek tam demokrasiyi gerçekleştirme yolunda siyasal kavgaya katılıyor ya da kendi güçsüzlük duygusuyla beslenen kıskançlık duygusunun pençesinde hiç bitmeyen düşlere kapılarak yaşıyor.
... İsa’nın sözlerini aklıma getirdi: Tek bir serçe Tanrı’nız olmadan yere düşmez : İşte o zaman kendimin hem ne kadar büyük hem de ne kadar küçük olduğunu hissettim; o zaman o iki büyük güç, gurur ve alçakgönüllülük mutlu bir şekilde dostlukla birleşti. Hayatının her anında bunu mümkün kılan insana ne mutlu...