İyi ki okudum dediğim bir dost: Don Quijote
8/10
·910 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:53
Bazı kitaplar vardır; sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz, insanın kendi içine dönüp bakmasını, kalbinde sakladığı o hem güçlü hem de kırılgan yerleri fark etmesini sağlarlar... Don Quijote (Don Kişot), ilk bakışta şövalye romanlarının bir yergisi gibi görünse de, sayfalarda ilerledikçe insan ruhunun en saf, en idealist ve belki de en yalnız yanıyla karşılaştırıyor bizi. Alonso Quijano, okuduğu hikayelerin büyüsüne kapılıp zırhını kuşandığında, aslında modern dünyanın o katı, rasyonel ve tekdüze gerçekliğine karşı ilan edilmemiş bir savaş başlatır. Onun yel değirmenlerini devasa devler olarak görmesi bir akıl tutulması değildir... Dünyayı olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi görme arzusudur. Bu yönüyle Don Kişot, edebiyat tarihinin en samimi seyyahıdır. Klasik eserleri okumayı, onların o kendine has dünyasında kaybolmayı hep çok sevmişimdir. Klasik eserlerin zamana meydan okuyan bu güzelliği de hayatın o katı dürüstlüğüne ve kalbimizin görünmez yaralarına zarafetle dokunabilmelerinden geliyor aslında. Yüzyıllar geçse de değişmeyen sancılarımızı ve hayallerimizi bir ayna gibi bize yansıttıkları için her dönemde taze kalmışlardır. Romanı asıl zamansız kılan unsur ise şüphesiz ki Don Kişot ile sadık yoldaşı Sancho Panza arasındaki o muhteşem tezat ve bu tezattan doğan sıcak dostluktur. Biri başı bulutlarda gezen, ruhunu tamamen asil duygulara, aşka ve adalete adamış bir hayalperest; diğeri ise gözü toprakta, akl-ı selimi ve dünyanın tüm çıplak gerçekliğini temsil eden bir halk adamıdır. Cervantes bu iki karakteri yan yana yürütürken bize adeta şunu fısıldar: İnsan, ne sadece gökyüzüne bakarak yaşayabilir ne de sadece ayağını bastığı toprağın sınırlarına sıkışıp kalarak... Hayat, bu iki uç arasındaki o ince çizgide, yani Don Kişot’un delice cesareti ile Sancho’nun
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
24 yıl sonra dinen bir "Hasret'in" Hikayesi
10/10
·422 syf.··
Beğendi
·
2026 88. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:22
Arşivlenen Acılar,geçmişin izlerini taşıyan insanların hayatlarını, saklanan sırları ve yıllar sonra yeniden gün yüzüne çıkan acıları konu alan dramatik bir romandır... Geçmişten kopuk olan yirmi dört yıllık bir yalan... Kayıp bir çocuk, silinmiş bir geçmiş ve yirmi dört yıl boyunca sessizce bekleyen o kırmızı kazak... Roman, aile sırlarını, kayıpları, pişmanlıkları ve kaderin insan yaşamındaki etkisini işler. Karakterler geçmişte yaşadıkları olaylardan kaçmaya çalışsalar da zamanla bu acılarla yüzleşmek zorunda kalırlar. Roman duygusal yönü güçlü, hüzün ve merak unsurlarını bir arada taşıyan bir eserdir. Geçmişin insan hayatındaki etkisini ve zaman geçse bile bazı acıların etkisini bir şekilde gösterir...
Alıntı
Arşivlenen AcılarSerap Akay Ağırman · Almina Yayınevi · 20261 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·276 syf.·
2026 408. kitabı
Türk yazar ve diplomattır. Türk Dil Kurumu'nun kurucularındandır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu "Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. . roman, tiyatro, anı, şiir, monografi, makale ve öykü türlerinde Cumhuriyet ve Milli Edebiyat Dönemlerinde eserler veren ve bilinen eser sayısı 33 olan öykü yazarı, roman yazarı, nasir, şair, gazeteci ve diplomattır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en tanınmış romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış, daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir. Millî Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür.[1] Millî Mücadele'den itibaren Atatürk'ün yakın arkadaşları arasındadır. Yazar Niyazi Akı'in kaleminden okuduk..
Biyografi-Edebiyat
Yakup Kadri KaraosmanoğluNiyazi Akı · İletişim Yayınları · 20174 okunma
Seçkinler Kitap Yorumu
9/10
·508 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 15:54
Can Gözek Seçkinler Yazarın kaleminden ilk okuduğum kitaptı ve ufak tefek hatalar dışında mükemmel bir kitaptı! Güneş Metiner, Ejder Akay Üniversitesi'ne yeni başlayacak gencecik bir kızımızdır. Gazetecilik okumak için ailesini vs her şeyi geride bırakıp hiç bilmediği bir yerde arkadasının yanına Gümüş Kuyuya gelir. Çok ponçik (şüpheli) bir örgütümüz var, Ulukanlar! Güneş onların tam ortasına sırlarla, entrikalarla ve kaosla dolu bir yere düştüğünü zamanla anlıyacaktır. Ulukan örgütü derin, karmaşık, korkunç, tüyler ürpertici deneyler yapan bir örgüttür. Aynı zamanda bu örgütün amacı dünyaya tamamen hakim olmaktır. Zaten Gümüş Kuyuya hakimdirler ve daha fazlasını istemektedirler. Birde bu örgütün sahipleri var ve bunlar Akay'lar! Akay'lar, dışarıdan güçlü, otoriter, saygın bir ailedir ancak kimse onların karanlık sırlarını ve insanlığı ele geçirme planlarından henüz bihaberdir. Çağın Akay, bu örgütün yani Akay'ların başına geçecek o kişidir. Çağın ve Güneş arasındaki çekim-tutku-aşk çok güzeldi keşke biraz daha aralarındakileri okuyabilseydik çok çok iyi olurdu. Bunların dışında kitabın 3.kişi tarafından anlatılması karmaşık olan konuyu bize güzel bir şekilde açıklıyor ve sıkılmadan oradan oraya okuyorsunuz yani her karakteri okuyorsunuz. Ayrıca bu kitabı okurken asla ve asla bir karakterle derin duygular içerisine girmeyin çünkü her şey olabilir. Sonu öyle bir bitti ki acilen ikincisi çıksın! Sabırsızlıkla bekliyorum!! Distopik bir kurgu bence okumak isteyen herkese tavsiyemdir lakin kan-şiddet gibi konular sizi rahatsız ediyorsa tavsiye etmem.
1000Kitap
SeçkinlerCan Gözek · Kaktüs Sanat Yayınevi · 20264 okunma
6/10
·296 syf.··
2026 15. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:23
Fas’ın Cedîde şehrinde 1944 yılında doğan Taha Abdurrahman, Muhammed el-Hâmis Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldıktan sonra Oxford ve Sorbonne üniversitelerinde başta dil felsefesi ve mantık olmak üzere çeşitli alanlarda öğrenimini sürdürmüştür.1972 yılında “Ontoloji Sorunsalının Dilsel Yapısı” teziyle doktorasını tamamlamış; 1985 yılında “Doğal ve Argümantatif İstidlalin Mantığı” isimli teziyle de ikinci kez doktor unvanını almıştır. 2005 yılında emekliye ayrılan yazarımız birçok ülke ve üniversitede dil felsefesi ile mantık dersleri vermiştir. İncelemekte olduğumuz kitabımızın asıl adı el-Amelu’d-Dinî ve Tecdîdü’l-Akl olup Mehmet Emin Güleçyüz tarafından Türkçeye tercüme edilen eser Pınar Yayınlarınca İstanbul’da 2020 yılında 296 sayfa olarak yayınlanmıştır. Eserde; Soyut Akıl (el-‘aklu’l-mucerred), Rehberlik Edilmiş Akıl (el-‘aklu’l-musedded) ve Desteklenmiş Akıl (el-‘aklu’l-mueyyed) olmak üzere üç farklı akıl türü detaylıca ele alınmış. 1. Soyut Akıl (el-'Aklu'l-Mücerred) : Soyut aklı, metinde "sahibini herhangi bir şeye bir yönden bilgili kılan eylem" veya "nazar" olarak tanımlayan Taha Abdurrahman aklın özellikle bir eylem niteliği taşıdığını vurgulamaktadır. Ona göre Yunan düşüncesindeki gibi akıl insanı bilgi edinmeye hazırlayan bir öz, zat olarak tanımlanması birçok problemi de beraberinde getirir. Zira aklın bu şekilde tanımlanması, onu nesneleştirdiği gibi, insanı da eylem ve tecrübe boyutundan koparmaktadır. Abdurrahman’a göre Mucerred akıl ( soyut akıl) özel ve genel olmak üzere bazı sınırlılıklara sahiptir. Özel sınırlılıklar; soyut akıl dilin sınırlarına, zanniliğe ve mecburi teşbihe (Tanrı'yı maddileştirme tuzağına) mahkûmdur. Genel sınırlılıklar; soyut aklın, mantığın sınırlarına takıldığını, delillendirmelerde kesinlik ve tamlığın bulunmadığı ,
Dini Amel ve Aklın YenilenmesiTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 202027 okunma
Tavsiyemdirr!!
10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 00:00
Seçkinler (Ulukan Serisi 1)- Can Gözek Öncelikle hem kitabı bitirmenin verdiği karışık duygulardan dolayı hem de kitabın yerinin bende çok ayrı olmasından dolayı yoruma nasıl başlayacağımı çok düşündüm. Ön okumasında da bulunduğumuz bir grup ile beraber okuduk bu kitabı ve çoğu adımına birlikte şahit olduk o yüzden bende yeri çok ayrı ve hep de ayrı kalacak. Kitabın genel konusundan bahsedecek olursam başrolümüz Güneş'in hiçbir şeyden haberi olmadan Gümüş Kuyu'ya gazetecilik okumaya gelmesi ile başlıyor kitabımız. Gümüş Kuyu, Akay ailesi ile ünlü bir yer ve herkes Akayları tanıyor. Bir yandan da Akayların iredesi altında. Güneş de ilk günlerinde Alp Akay ile tanışıyor fakat Alp artık ailesinin kurduğu sisteme dayanamayıp bu çukurdan çıkmak isteyen birisi. Bunun için de Güneş'i kurtarıcısı belki de bu karanlıkta kendine bir ışık olarak görüyor. Gece büyük bir ayin olacağını birinin Ulukan'a kurban edileceğini söylüyor ve gelmesi gerektiğini söylüyor ama Güneş gidip gitmemek arasında ikilemde kalıyor. Bu olayların içinde işin içine Güneş'in de en çok ilgisini çeken Çağın Akay giriyor ve olaylar o noktodan sonra tamamen değişiyor. Kurulan bu sistemin içinden çıkmak için savaşırlarken bir yandan da Çağın ve Güneş arasındaki anlamlandırılamayan bir çekim var. Güneş'in vermesi gereken çok karar, çözmesi gereken çok sır var. Bu sırlar içinde bu sisteme karşı gelebilecek mi, yoksa o da bu sistemin bir parçası veya kurbanı mı olacak? Kitabın hakkında düşündüklerime gelecek olursak da kitaba çok güzel bir distopya okuyacağınızı bilerek başlayın. Özellikle de Türk yazarlarımızdan bu tarz eserler okuyunca çok mutlu oluyorum ben. Yazar de o kadar güzel bir şekilde yazmış ve bizlere aktarmış ki okurken sürekli içimden uzun zamandır bu kadar iyi bir distopya
SeçkinlerCan Gözek · Kaktüs Sanat Yayınevi · 20264 okunma