Herkese merhaba. Cengiz Aytmatov’un daha önce Beyaz Gemi, Elveda Gülsarı, Selvi Boylum Al Yazmalım, Toprak Ana, Cemile, İlk Öğretmenim, Gün Olur Asra Bedel kitaplarını okumuştum. En sevdiğim kitabını seçemiyorum çünkü çoğunu çok severek okudum ama İlk Öğretmenim ve Beyaz Gemi’nin yeri bende ayrı. Bu kitabını da en az diğerleri kadar severek okudum. Cengiz Aytmatov’un kitaplarında artık şaşırmadığım tek şey kitaplarının sonu asla mutlu bitmiyor. Birileri bir şekilde eksik kalıyor bu kitabında olduğu gibi…
Bu kitap diğer kitaplarından farklı olarak bozkırda değilde denizin tam ortasında geçiyor. Bozkır tasvirini ustalıkla yapan Cengiz Aytmatov burada denizi müthiş bir ustalıkla tasvir etmiş. Orhan Ata, Emrayin, Mılgın ve Kirisk’in hikâyesi... Kirisk henüz çocuktur. Denize dair babası, dedesi ve amcası kadar bilgisi yoktur. Hikâye babanın evladını denizle tanıştırmak istemesiyle başlar. Dört kahraman denize açılır ve denizde bilmedikleri ama içten içe tahmin ettikleri acımasız sona doğru yol alırlar. Denizde yaşanan felaketlerden dolayı işler istedikleri gibi gitmez ve Kirisk’in hayatta kalması için Orhan Ata, Emrayin ve Mılgın canını feda eder. Hüzün dolu bir hikâyeydi. Kitapta beni en çok etkileyen alıntı şuydu: “Koca bir denizin ortasında susuzluktan ölüp gitmek korkunç bir şeydi.”