Leylâ bir şey demedi. Yere, babasının karşısına oturdu, başını dizlerine dayayıp, küskün küskün baktı ona: Baba kız bakıştılar! Saadettin Bey, kızının gerçekten büyümüş olduğunu fark ediverdi birden. Şaşırdı, tedirginliği arttı. Onun güzel, hatta çok güzel bir kadın olduğunu da görmüştü çünkü. Karşısında böyle büzülüp oturmuş olmasına rağmen, vücudunun geliştiğini, şimdi nerdeyse yere değen gür saçlarının parlaklığını, somurtkan dudaklarının kalınlığını ve pek yumuşak bükülüşünü, sanki bir yabancı gibi görmüştü. "Tam bir kadın" diye geçti kafasından. Sonra meseleyi hemen anladı! "Birine âşık bu!" Öfkelendi; "Kim bilir hangi serseriye âşık oldu, tutup derdini anlatacak bana." Kan beynine hücum ediyor, tombul beyaz yüzünü ala boyuyordu.