Özdeğerin gerçek ölçütü kişinin kendini pozitif deneyimleri hakkında nasıl hissettiği değil, negatif deneyimleri hakkında nasıl hissettiğidir. Jimmy gibi bir adam her dönemeçte hayali başarılar uydurarak sorunlarından kaçar. Sorunlarıyla yüzleşe- mediği için de, kendini ne kadar iyi hissederse hissetsin zayıftır.
Bu irade ya da sebatla ilgili değildir. Bu “acı yoksa, kazanç da yok”un bir başka uyarısı değildir. Bu yaşamın en basit ve temel bileşenidir: mücadelemiz başarımızı belirler. Sorunları mız mutluluğumuzu ve yanı sıra biraz daha iyi, biraz daha üst seviyede sorunları doğurur.
Duygulara takıntılı olmak ve fazla yatırım yapmak bizi şu basit nedenle hayal kırıklığına uğratır: Duygular kalıcı değildir. Bugün bizi mutlu eden yarın mutlu etmeyecektir çünkü biyolojimizin her zaman daha fazlasına ihtiyacı vardır. Mutluluğa takmış olmak kaçınılmaz olarak “başka bir şeyi” aramakla sonuçlanacaktır, yeni bir ev, yeni ilişki, bir çocuk daha, bir terfi daha. Ne kadar ter dökmüş olsak da, başladığımız yerdeki gibi hissederek bitiririz: yetersiz.
Mutluluk sorunları çözmekten kaynaklanır. Buradaki anahtar sözcük “çözmek”tir. Sorunlardan kaçmaya çalışır ya da sorununuz yokmuş gibi hissederseniz, kendinizi mutsuz edersiniz.
Çözemeyeceğiniz sorunlarınız olduğunu hissederseniz, aynı şekilde kendinizi mutsuz edersiniz. Sihirli çeşni sorunları çözmektedir, sorun sahibi olmamakta değildir.