Alaska Di

Alıklar Birliği
5/10
·419 syf.··
2024 26. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 16:37
Alıklar Birliği daha önce okuduğum kitaplara benzemeyen bir kitap.Olay örgüsündense diyaloglara dayalı bir metin var karşımızda.Kitabın arka kapağındaki yazı beni kitaba çeken sebeplerden biri olmuştu:”Dünyayı eşcinsellerin kurtaracağını düşünüp eşcinsellerden oluşan bir topluluk kurmayı düşünen bir adam”.Kitabın ana konusu bu zannederken aslında bambaşka konuların üzerinde durulduğunu kitabı yarıladıktan sonda öğrendim. Annesi ile beraber pek de iç açıcı olmayan bir evde yaşayan,dünyadaki her şey hakkında bir görüşü olan,narsist,bencil,duygularını belli etmeyen 30 yaşındali Ignatius’un çevresinde gelişen olayları anlatıyor Alıklar Birliği.Ignatius kendinden nefret ettirip aynı zamanda sevdiren bir antikarakter.Bir yandan söylediklerine katılıyorsunuz ancak düşüncelerini eyleme döküş şekli çok absürd ve farklı.Kitapta Ignatius’un annesinin borçlarını ödemek için iş arayışını,eski kız arkadaşıyla olan mektuplaşmalarını ve annesiyle olan ilişkine tanık oluyoruz.Aslında çok ilgi çekici bir antikarakter Ignatius ve bunu size ilk sayfalarda bile hissettirmeye başlıyor. Alıklar birliğini okumaya başlar başlamaz hayatımda olan ama pek de yakın olmadığım bir arkadaşımı Ignatius ile bağdaştırdım.Tip olarak benzemese de karakter olarak neredeyse tıpatıp aynısı olduğunu söyleyebilirim.Ve bu bir rastlantı değil.Ignatius gibi karakterler kitabın yazıldığı dönemde nadir rastlansa da şuan içinde bulunduğumuz zaman diliminde neredeyse her gün görebileceğimiz tipler.Özellikle ülkemizde kendine veya bir başkasına yararı olmayıp kendini muhteşem ve bulunmaz hisseden insan sayısı çokca fazla. Alıklar Birliğini ne sevdim ne de sevmedim.Çok ortada kaldığım bir roman benim için.Güldürme ve düşündürme yönünden beni yakaladığını söylesem de diyaloglar ve gereksiz uzatılmış olaylar bazen
Alıklar BirliğiJohn Kennedy Toole · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20141,120 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dolunay Katilleri
5/10
·360 syf.··
2024 20. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 11:54
Dolunay Katilleri,filmini duyduktan sonra kitaptan esinlenildiğini öğrendiğim bir kitaptı.Ben roman okuyacağımı zannederken baya baya bir arşiv çalışmasıyla karşılaştım.Açıkcası kitabı okumak istememin sebeblerinden biri ismiydi.Malesef ki kitap ismi olarak tatmin ettiği kadar içerik olarak edemedi. Konu olarak küçük bir kızılderili kabilesi olan Osage Halkının bulundukları yerleşim merkezinde büyük petrol kuyuları bulunmasıyla kısa sürede zenginleşmesi anlatılıyor.Halk olarak mülayim,sevecen ve dost canlısı olan Osage Halkı zenginleştikten sonra da aynı kalıyor ve hayatlarını çok az değişiklikle sürdürmeye devam ediyor.Ancak her zenginliğin ve paranın çok olduğu yerde olduğu gibi burada da sorunlar baş göstermeye başlıyor.Osage Halkının bir çok üyesi belirli aralıklarla vurularak,zehirlenerek veya evleri havaya uçurularak ölmeye başlıyor.Bölgedeki jandarmanın yetersizliği ve halkın beyaz olmayışı olayların süresini uzatıyor ve yaklaşık 10 sene cinayetler sürmeye devam ediyor.Bölgeye atanan özel dedektig White sayesinde olaylar çözülmeye başlıyor ve büyük davalar Osage Halkını yıllarca etkiliyor. Kitaba büyük umutlarla başlamıştım hatta başlarını çok sevmiş olarak devam ettim ancak sonlara doğru sıkıntıdan ölmüş olarak bitirdim.Başlarda olay örgüsü gizemli bir biçimde verilirken olayların bir anda çözümlenmesi ve çıkan sonuçların çok sıradan bir şeymiş gibi anlatılması okuyucunun motivasyonunu düşürüyor.Yazar roman vari bir şekilde anlatmaya çalışmış olsa da davada geçen binlerce ismi kitaba dahil etmeye çalışması eminim sadece beni yormamıştır.Bir olay bitip siz o olayda geçen isimleri aklınızda tutmaya çalışırken bir anda yeni bir olay ortaya çıkıyor ve okuyucu 100 yeni ismi daha hafızasına kazımak zorunda kalıyor.Haliyle aklı karışıyor.Aynı zamanda kitaba adını
Dolunay KatilleriDavid Grann · İthaki Yayınları · 2022168 okunma
Japonun Yobazı
4/10
·176 syf.··
2024 5. kitabı
Hayatımda en sevdiğim hobilerimden biri korkuyu araştırmak,okumak,izlemek ve korkuyla ilgili olan her şey diyebilirim.Korkunun içindeki güzelliğe gerçekten hayranım.Her güzelliğin içinde bir dehşet her korkunun içinde muhteşemlik ararım.Hal böyle olunca da bir çok korku kitabı okumuş,filmi izlemiş ve araştırması yapmış biri olarak bu manganın pek olmadığını söyleyebilirim.Olmak isterken olamamış kenarından dönmüş,hafif bir göz kırpmış ancak göz kırpmayla kalmış. Konu olarak baktığımızda basitce:Kyoto Tapınağında yaşayan ve çok klişe bir şekilde tatlı bir kızımızın kötü insanların başına musallat olması ve gerçek yüzünü göstermesi diyebiliriz.Mangada bir çok hikaye var ve her hikayede bir kötü karakterimiz var.Bunlar gerek karakterleri gerek yapmış oldukları kötülüklerle toplumda olmasını istemeyeceğimiz kişilikler.Tapınağın doğaüstü kızı bunlarla bir şekilde tanışıyor ve onlara akıllara gelmeyecek işkenceler ediyor.Buraya kadar hiç bir sıkıntı yok. Ancak…Japonların ahlak üstünde fazlaca durduklarını bilsem de bazı hikayelerdeki yobazlık benim mangadan soğumama sebep oldu.Örneğin bir hikayede erkek arkadaşıyla tapınakta gezen bir kızımıza erkek arkadaşını para kaynağı olarak gördüğü için tapınağın yobaz ruhu musallat oluyor.Buraya kadar bir sıkıntı yok ancak bir kaç sayfa sonra musallat olmasının sebebinin kızımızın kürtaj yaptırmış olmasından kaynaklandığını öğreniyoruz.Biliyorum bu bir manga ve üstüne düşünülmesi gereksiz olarak görülebilir fakat mangada olsa filmde olsa bu bir insanın düşüncesi ve bence,sırf kürtaj yaptırdığı için hiçbir kadın kürtaj yaptırdığı bebeklerinin vajinasından içeri geri sokulmasını haketmiyor. Kyotunun Arka Yüzü’nüm çizimlerine bayıldım.Ancak bayıldığık tek şey bu oldu ne yazık ki!
Kyoto'nun Arka YüzüYumeya · Komik Şeyler Yayıncılık · 2022238 okunma
Çevirmen Hüsranı
4/10
·120 syf.··
2024 3. kitabı
Kedilerin Dili başka bir kitap.Başka bir hikaye.Başka bir yazar.Gerçekten de böyle çünkü hayatımda okuduğum hiç bir şeye benzemiyor neredeyse.Yazar Spencer Holst düşündüklerini hiç süzgece koymadan filtresiz bir şekilde önümüze koymuş ve kısa kısa öyküler oluşmuş. Kedilerin Dili bir çok hikayeden oluşmakta.Bunlar içinde en beğendiğim kitabada ismini veren Kedilerin Dili oldu.Gerçekten çoğu kişinin hayal bile kuramayacağı şekilde ilerleyen bir olay örgüsü barındırıyor ve insanı merakla okutturuyor.Diğer Hikayeler arasından Hikayeci Zebrayı beğendiğimi söyleyebilirim.Geri kalanlar bana çok hitap etmedi sanırım.Ama eminim anlattığı ve anlayamadığım bir çok öğe vardır içlerinde. Bu kitapta dikkati çekmek istediğim nokta şudur ki gerçekten nefret ediyorum böyle olmasına:ÇEVİRMEN YORUM YAPAMAZ KİTAP HAKKINDA.YAPSA DA KİMSENİN UMRUNDA DEĞİL.Biraz profesyonel olmaya çağırıyorum bu çeviriyi yapan zaatı.Örnek vermek gerekirse bu çevirmenimiz sayfaların altına bilgi vermek için yazılan notları kendi whatsapp yazışmalarına çevirmiş.Mesela: -Sayfa 94 Çevirmen Notu :”Sanki diyor ama bu öyküler parça pinçik;kurgu hataları ,kip kaymaları filan da cabası. -Sayfa 49 Yazar yabancı marka bir dondurma firmasından bahsederken:”Bizdeki Algida yani” -Sayfa 99:”Siren hem siren hem de deniz kızı demek.Garip ama öyle” Kusura bakmayın ama sirenin hikayesini bilmiyorsan bunu garip bulman ve bunu çevirdiğin bir kitaba yazman emin ol daha garip.Demek istediğim şey çevirmenler asla kitabın kurgusu,üslubu,değindiği konular hakkında yorum yapmamalı.Gerçekten ama gerçekten kimseyi ilgilendirmiyor senin düşüncelerin.Profesyonel bir iş yapılıyorsa bu profesyonelliği bozmadan uygun bir üslup ile bunun aktarılması gerektiğini düşünüyorum.”Bizdeğğki Algida yaağni” diye bir çevirmen notu yok.Üzgünüm.
Kedilerin DiliSpencer Holst · Dedalus Yayınları · 2017173 okunma
Farkındalık Ansiklopedisi
8/10
·264 syf.··
2024 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2024 01:24
Kitabı nerden aldım,nerden gördüm,kim tavsiye etti asla hatırlamıyorum ama okuduktan sonra iyi ki almışım dediğim bir kitap oldu.Acayiplikler Ansiklopedisi bir çizgi roman.Neredeyse 1 senedir eğlenceli bir çizgi roman okumamıştım ve okumaktan sıkıldığım bu dönemde araya böyle bir kitap almak bana çok iyi geldi. Acayiplikler Ansiklopedisinin konusu hem çok farklı hem de çok aynı.Farklı yönü çizgi romanın karakterlerinin çoğunun Tek Gözlü insanlar(ya da varlıklar) olması.Bu tek gözlü varlıklar bizler gibi yaşıyor,nefes alıyor ve hayatlarını sürdürüyor.İki gözlü insanlardan tek farkları tek gözlü olmaları.(kadın olanların 3 vajinaları erkeklerinse 2 başlı penisleri var ayrıca :).Kitap boyunca tek gözlü 4-5 farklı karakterin hayatlarına odaklanıyoruz.Dünyada aynı bizler gibi evlerde ve apartmanlarda yaşayan Tek Gözlülerin yaşadıkları haksızlıkları,zorbalıkları,üzüntüleri,mutlulukları görüyoruz.Dedim ya kitabın konusu hem farklı hem de aynı. Kitabı okuyanlar”vaay ne kadar farklı bakmış olaylara” diyebilir ancak bana göre o kadar naif,gerçekçi ve güzel bir dille olağan yaşamımızı tek gözlü varlıklar üzerinden yansıtmış ki yazar,kitabın sayfalarını biraz çevirdikten sonra karakterlerde kendimizi görüyor ve tek gözlü olduklarını unutuyoruz.Yazar esprili hatta bazen kahkaha attırcak üslubuyla çok derin konulara değinmiş.Aile yaşantısı,çalışan anneler,ikiz kardeşlik,eşcinsellik,yalnızlık,özgüvensizlik gibi konular işleniyor kitapta. Bir çok “büyük” kitapta bulamadığım içtenliği ve üslubu bu çizgi romanda bulmak beni okurken çok mutlu etti.Bir çırpıda okunan bu farklı ama aynı kitaptan “GÖZ”ünüzü ayırmayın.
Çizgi Roman
Acayiplikler AnsiklopedisiAminder Dhaliwal · Yabancı Yayınları · 202365 okunma